Annemin gençlik fotoğrafları düştü önüme bu akşam. Uzun uzun baktım küçük kıza. Şimdilerde çokça ters düştüğüm fakat büyüdükçe ona fazlaca benzemeye başladığım kadının ufak halini izledim. Alnına dökülen kâküllerine, ondan bana geçen tek fiziksel özellik olarak gördüğüm yay gibi kaşlarına, koskocaman ama çekingen gülümsemesine.


“Ne hayallerin vardı? ”dedim ona içimden. Bu dünyadan neler ummuştun da bulamadın. Neler kırdı kalbini? Anlatırken hala üzüldüğün babanın yemeği tuzsuz yaptığın için attığı tokat hala kırıyor mu kalbini? Yoksa toprak olunca bütün kırgınlıklar silinip gider mi?


Bana sorarsan aklıma her geldiğinde boğazıma düğüm içime yara olan bana sarılıp baban öldüğü için ağlamandı anne. Bilirim üç kız kardeş yaşayamadıklarınız için ağladınız. Babadan korkmak bilmedim ben, babalardan korkulmaz çünkü onlara sığınılır. Sırtını yaslarsın ve bütün dünyaya kafa tutarsın. Sen kavgalarını verirken baban senin göremediğin, ayağına dolanmasını istemediği kötülükleri kovar. Ben böyle biliyorum bir babanın kızı olmayı. Sen nasıl bir babanın kızı oldun anne? Sen hiç hissedebildin mi arkanda dağ gibi dikilen bir babanın kızı nasıl olur?

Annenle neler konuşurdun mesela? Benim sana anlattığım gibi dertleşemedin değil mi onunla? Konuşsan ne anlatırdın? En çok ne söylemek isterdin ona anne? Onu kaybettiğinde de aranızda bir türlü kuramadığınız o bağa mı ağlarsın? Bilirim çok korkarsın ama söylüyorum, bizim o bağımız çok kuvvetli anne.


Bütün o kavgalar, kırgınlıklar, ters düşmeler biliyorum hepsi öyle boş ki Senden uzaktayım, yanında olmamı çok isterdin ama senin kızında böyle bir kuş anne. Tek başına uçmaktan çok korkan ama aynı zamanda bunu da çok seven. Senin kızın bir şeyleri başarmaya çalışıyor, neyi başarmaya çalıştığını bilmeden. Bazen hayalinde seninle yan yana heceleyerek kitap okumaya çalışıyor, bazen elinde bin bir çeşit karıştırdığı maskeyi sanki sen yanındaymışsın gibi yüzüne sürüyor. Bazen kendine türk kahvesi yaparken eli sana da sütlüsünü yapmaya gidiyor ama bu tek başınalığı da çok seviyor.


Kızın âşık oluyor, kalp kırıyor, kalbi kırılıyor, başarısız oluyor, çok üzülüyor. Kızın büyürken çok üzülüyor anne. Hiç böyle anlatmadın ki sen büyümeyi. Yoksa sen bu kadar zorlanmadın mı anne? Ne yapsam yetmiyor, neye elimi atsam kırıp parçalıyormuşum gibi geliyor. Sevmeyi iyi beceriyorum ama herhalde anne. Senden öğrendiğim ve en iyi yapabildiğim şey bu.

Bir kızım olursa onunla ne yapacağım ben anne? Ben beni sevmeyenlerden hep çok korkarım, herkes beni sevsin isterim sen bilirsin. Nefret güçlü bir duygudur çünkü. Ya kızım beni sevmezse anne? Ben senin kadar iyi olabilir miyim inan bilmiyorum hiç. Bu annelik işinin altından nasıl kalkılır ki? Önümde daha çok zaman var ama işte insanın aklına arada düşüyor böyle şeyler.

Seni seviyorum anne.


Seninle bütün karşı karşıya kalışlarımızı seviyorum.

Senin saniye farkla attığın mesajlara cevap veremediğimde aramanı seviyorum.


Sana ayrı sütlü türk kahvesi yapmayı seviyorum.


Sinirlendiğimde ve çok üzüldüğümde seninki gibi midemin ağrımasını seviyorum.


Sana benzemeye başlamayı seviyorum.


Ve seni çok özlüyorum anne.