Bağışla,

Birkaç sır verdin elime 

Bilmem ki çiçekler mi sunardı

Nefesimle temas edince zehir oldular


Tepe sandığım kuyularda

Bilinmez bir dilde aynalar düşürdüm

Nerede bulduysam bir su birikintisi

Hızla üstüme döktü gölgemi

Düşmanlığımsa hâlâ diri iğne deliklerine

Gaybımın dikenleri soluğumda yer edindiğinden

Gerek duymadım kahve fallarına, 

Gerek duymadım dörde bölünmüş şaraba

Birkaç meridyeni çarmıh ilan ettiğimden beri

Dik açılarla güller düşürüyorum.


Yazılsın

Yazgısının elverdiği kadar uçan

kuşlar

Kanatlarından vazgeçti.


Buğday sırtını döndü esen yele

Fazla geldi

Ruhun

Yine bir çamura.