Aynı kitabı yüz farklı kişiye okut, hepsi başka satırların altını çizer. Herkes başka çünkü, başka başka şeyler için yaşıyor. Senin öylesine okuyup geçtiğin bir cümle, bir satır başkasını paramparça edebilir; iyileştirebilir, onun üzerine saatlerce düşündürebilir. Sen istiyorsun ki hep senin altını çizdiğin satırlar önemli olsun, hayata dair fikrin o kadar çünkü. Bu yüzden kavgan hep başkalarıyla...


Sen sarılabileceğin herkesi öldürdün.

Seninle konuşulabilecek her şeyi susturdun.

Sevdiğin müzikler seni sevmiyor artık, dokunduğun tenleri çürüttün, yazıldığın şiirleri utandırdın her harfinden... Sen oradan geçerken bir ev bile kendini canlı hissederdi, taştan duvardan yapılmamış gibi olurdu bu şehir...

Seni öpebilecek her dudağı kanattın sen.

Seni sarabilecek her kolu koparttın.

Sana güzel bakan her gözü kör ettin.

Elbette yalnız değilsin, yalnız seni üzecekler kaldı etrafında, seni kıracak olanlar, sana acı verecek olanlar kaldı...

Bu yüzden kırıldım diye sakın ağlama,

Bu yüzden acı çekiyorum diye kahırlanma.

İçin yanarsa şayet, içindeki bıçakları ateşte ısıtıp bu yarayı dağlama.

Ve bir gün çok yalnız kalırsan bunu tekrar et:

Gidecek bir yerim vardı, orayı da yıktım...