Bir tren istasyonunda vedalaşırken gözlerinle,

Gözlerinin gözlerimden habersiz olmasına rağmen

Bir umut, bekledim. Olur da denk gelir gözlerin gözlerimle.

Adımların geri çekse ya seni, binmesen o trene.


Aşk benim için artık sessiz bir çığlıktı,

Kimsesiz bir çıkmaz sokakta dönüp dolaşan.

Sadece benim duyduğum benim bildiğim,

Ve sadece senin sokağına uğramayan bir çığlık.


Kulaklarımı sağır ederken sessiz çığlıklarım,

Hiç mi yüreğine değmedi bu derin hislerim.

Derin düşlerime senden bahsederken, çınlamadı mı kulakların?

Ben istasyonda yolunu gözlerken, hiç mi dalmadı gözlerin?


Söylenmemiş cümlelerin ne önemi var değil mi,

Söylenmemiş cümleler yaşanmamışlıklar bırakır.

Ve bilir misin o yaşanmamışlıklar ne izler bırakır?

Hayırlısı buymuş deyip yaşanmamışlıklarımla yaşıyorum.


Sonra kalbimdeki bu derin izlerle sessiz çığlıklar eşliğinde

Bir mezarlıktan sanki defalarca ölmüş biri gibi geçerken,

Beni derinden sarsan bir ses duyuyorum.

Fâniye muhabbet kabir kapısına kadardır.

Gözünü o kapatır, üzerine toprağı ilk o atar.