Tarumar edilmiş, yıkık dökük, cılız, bedbaht birkaç cümle

Sonsuza kadar suskunluğun sandığına kapatılmış,

Açılsa da anlaşılmayacak,

Bozulmayacak şanlı bir suskunluk...

Verimsiz bir toprakta yeşermeyi bekleyecek.

Sonsuza kadar susacağız.

Çünkü ne toprak bereketlenecek ne de cümleler yeşerecek.


SİLVİA NEYE SUSUYORSUN BU KADAR?


Ölmek için birkaç sebep buldu.

Artık ne kadar yaşasa o kadar kârdı.

Evrenden ruhuna akan şehvetsiz, ihtiyar, duyguları karşısına aldı.

Son akşam,

Son sigara,

Son serzeniş,

Son sarhoşluk…

SİLVİA KONUŞ ARTIK!

Fahişe bir sessizlikti bu.

Dönüşü yoktu.

Dönse bile izleri kalacaktı.

Şeffaf yaşardı.

Gizlediklerinin izleri görünmemeliydi ya da tüm dünyaya beyan etmeliydi.

Fakat tek kelimesi kalmamıştı.

Çünkü ölüler konuşamazdı.

SİLVİA SUS ARTIK!