artık okumadığını bilmek mi

daha çok canımı yakıyor

yoksa

artık merak etmediğini bilmek mi

yazıp yazmadığımı...

sıradanlığa alışabilirim zamanla

nelere alışmadım ki yaşadıkça

yalnız uyumaya mesela

tek başına yaşamaya

yüz yirmi metrekare bir evde

misafir gelir diye alınmış

köşeli koltuk takımına

üzerine bir defa bile oturulmamış

büyük ekranlı televizyonda

ne maç izlenmiş

ne dram içerikli türk filmleri

en çok da

o büyük yatakta uyanmak koyardı

tek başıma

ne yana dönsem

birine çarpma şansım

uyanmamakla aynı


ehliyet alabilirdim mesela

kazandığım sınavlardan sonra

korktum

kendi hayatını yoluna koyamayan biri olarak

başkasının yoluna çıkmaktan

ben mi fazlaydım bu dünyaya

dünya mı bana dar geldi

bilmiyorum

artık okumuyorsun ya

merak etmiyorsun

etsen

sorardın

karaladım bir şeyler derdim

yine 'kendini mi?' diye

sorardın

sormuyorsun artık

yataklı vagonunda doğu ekspresinin camından

alıştım

tek başıma bakmaya

gördüklerimi sakladım

bir gün merak edersin diye

sen sustum sanarken

ben içime gömdüklerimi suluyordum

çiçekler açtığında

geleceksin biliyorum

sen heyecanla

ben baş ucumdaki taşla

yanında sevgilin olacak

ah bir kalemin olsaydı da

yazabilseydin diye

sokaklarca kalem arayacak

bulup sana getirdiğinde

anımsayacaksın

o bulamamıştı

diyeceksin

mezarının başında...


artık okumadığını bilmek değil de

yazmamı beklememen

canımı yakıyor

umudunu kestiğin olmak

sıradanlığa alışıyor da insan

bu kadarı

akıl almıyor...