Ne yazmak istiyorsun Süveyda 

Şu pencereki kadını mı

Gündüzü mü geceyi mi

Üzerine alıp ceketini

Kalbin arınmışken duygularından

Bir müsveddeye karalayarak 

Veda mektubu mu

Yoksa kaskatı bedeninden fırlamış

Bir intihar notu mu


Ne almak istiyorsun Süveyda 

Bir kitap mı bir pikap mı

Bir intikam mı

Hayat, elleri kanlı kapı kapı gezerken

Bir bıçak da sen mi almak istiyorsun?

Gözlerini kan bürümüş,

Derisi diken tutmuş bir şair

Kimi korkutamaz?

Hangi sabahları karartamaz?

Alacaklı bir gemi oturmuş kıyılarına

Sinsi sinsi yanaşır

Gözyaşında süzülen o gemi

Alır ruhundaki gemi

Bilmem nereye götürür

Yoksa yine içine mi dökülür


Ne bulmak istiyorsun Süveyda 

Kilitli kapıların anahtarını mı

Kitaplarda anlatılan aşkı mı

Gemli ruhunun ilacını mı

Tılsımlı sözler bekleme dillerden

Hiçbir kelime çözemez karanlığını 

Panzehir doğarmış zehirden 

Geminde ara şifanı


Nereye gitmek istiyorsun Süveyda 

Çatılmış kaşlardan uzağa mı

Kirpiklerın kadar uzun

Kirpiklerın kadar kıvrımlı yollara mı 

Bir kuş gelse, kanatları süt beyaz

Alıp götürse seni

Düşlerinin kırılamayacağı bir yere

Gün batımından taç taksan

Kızıl bir ateş gibi parlasan

Eteklerinde kır çiçekleri

Dön dolaş bir o yana bir bu yana

İster miydin Süveyda

Dünyanın kapısından geçip

Dönmemek ister miydin



Ne olmak istiyorsun Süveyda

Kalbimde kara bir lekedir mevcudiyetin

Günden güne ağırlaşan

Derimin altında yumrulaşan

Benim, senden doğan 

Ve seninle var olamayan

Bir yanım yediveren gül 

Bir yanım karanlık kusar karnından

Sıkıştım buraya Süveyda

Bu bedene, bu dünyaya

Ben, hiçbir şeye ve

Hiçbir şey de ait değil bana

Ya vazgeç artık benden

Ya da bırak gideyim senden


Telaşa gerek yok, zamanı geldi ayrılığın

Son bir kez görseydim gülüşünü Süveydanın

Ufukta göründü beyaz kanatlar

Benim için akıyor bu kez yaşlar

Gözlerinden gitmemiş hala

Geminin izleri

Giden mi bırakır, kalan mı

Kalbe, hatıraların izini


Kapattım gözlerimi,kuş geldi gelecek

Biliyorum ki yaşamak için, önce ölmek gerek