KOCAMAN BİR NOT: SPOİLER İÇERİR.


Normalde pek fazla dizi izlemezdim. Ta ki How I Met Your Mother'a kadar. Yaklaşık beş aydır dizi izlemeye başladım. HIMYM'den sonra işler benim için çok değişti.


Kendime uzun bir liste yaptım ve listenin içerisinden beş diziyi de izledim, bitirdim. Şu an ise The Office US dizisini izlemeye devam ediyorum. Altıncı sezona geçtim ve gerçekten HIMYM'den sonra aşırı ön yargılı yaklaştım. Bir kere isminden dolayı hep ön yargılıydım çünkü ofiste geçen bir dizi ne kadar güzel olabilir ki diye düşünüyordum.


Sonra ne mi oldu? Diziye bayıldım, içerisindeki samimiyet HIMYM'den daha fazla geldi. Her bölümde espri kalitelerinin, seçeneklerinin, üreticiliklerinin tükeneceğimi düşünürdüm.


Ama tükenmenin aksine, her bölüm üstüne katarak ilerliyorlar. İlk sezonu sıkılarak izlemiştim biraz. Beşinci sezon çok hızlı şekilde bitti. Bu da böyle bir dizi. Muhtemelen


Friends'e başlarken de The Office'e alıştığım için ön yargılı olacağım. Karakter analizleri yapmak için başlamıştım, nerelere geldim. Başlayalım o zaman.


Michael Scott:


Michael Scott ''Dünyanın En İyi Patronu.'' Kendisine inatla, ısrarla bu şekilde hitap ediyor ve edilmesini istiyor. Kendisi çok yönlü bir karakter. Her türlü duygu halini yansıtabiliyor ve her türlü kişilik özelliğini bariz şekilde karşısındaki insanın gözüne sokuyor. İşine aşık bir patron olduğunu söyleyebiliriz. Kağıt onun için bir hayat felsefesi halini almış ve çalışanlarına karşı bir arkadaş edasıyla yaklaşıyor. Ama öyle bir arkadaş ki hiç kimse tarafından istenmeyen bir arkadaş olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü kendisi aşırı derecede patavatsız, bazen ırkçı genellikle rahatsız edici hareketler yapmayı seviyor. Bu yüzdendir ki çalışanları genellikle onu kale almayı tercih etmiyor. Hatta Jim ve Pam bazı zamanlarda ona türlü şakalar yapıyor. İşte Michael'ı Michael yapan kısım da burası. Asla altta kalmayı sevmiyor. Birisi şaka yaptığı ve bu onu anladığı zaman bir misilleme kesinlikle yapıyor. Michael'ın sinir edici bir yanı olduğu kadar üzücü bir tarafı da var. Çünkü kendisi kanımca dizi içerisindeki kurguda en sevilmeyen isim. Çalışanları, patronları, yoldan geçen herhangi bir birey bile Michael ile aynı ortamda bulunmayı pek tercih etmiyor. Bir kişi hariç...


Jim Halpert:


Kameralara attığı sevecen bakışla gönüllerde taht kuran Jim ayrıca dizi tarihinin en efendi karakterlerinden birisi olmasıyla zaten dikkatleri üzerine çekmeyi başarmıştı bile birinci sezondan itibaren. İşine sadık ama ufak tefek kaçamaklar yapmayı ihmal etmeyen, elinden her iş gelen, zekasıyla herkesi mest eden ofis çalışanımız ayrıca şakalarıyla da çok fazla nam yapmıştı. Herkes bir kere Jim'in şakasına maruz kalmıştır ama kimse Dwight kadar maruz kalmamıştır, emin olabilirsiniz. Resmen Dwight'ın aklıyla oynayan türlü türlü eşek şakaları yapıyordu ve Dwight da tuhaf şekilde bu şakalara kanıyordu. Tepkileri de hiç şüphesiz inanılmaz oluyordu. Gelecekteki Dwight'dan şimdiki Dwight'a faks çekmek, Dwight'ı vampire dönüştüm deyip kandırmak, on bir dolara dış görünüş olarak Dwight'a benzemek gibi gibi. İkili ilişkilerde çok iyidir kendileri. Ofiste belki de nefret edilmeyen sayılı isimlerdendir. Ama en önemlisi Michael'ın yaptığı aşırılıklara karşı hep pozitif yaklaşmış, yanlışlarına karşı çözümcül bakmış birçok durumda Michael'ı alttan alabilmeyi başarmıştır. Bunu yapabilen tek isimdir bu arada. Duygusal, esprili, şeytan tüyü eksik olmayan karizmatik ama alçakgönüllüsün Jim Halpert. Hiç şüphesiz çoğu izleyicinin gönlünde taht kurmayı başarmışsındır.


Pam Beesley:


Dunder Mifflin'in utangaç, sevecen, neşeli, enerjik, suç ortağıyla birlikteyken aşırı komik, değilken bazen duygusal olan sekreteri. Telefonların tanrıçası. Yazıcı makinesinin en büyük müdavimi. Kısacası Dunder Mifflin'in göz bebeği. Pam hep bana hayattan normal bir karakter olarak gelmiştir. Gülüşüyle ve doğallığıyla beni her zaman mest etmiştir. Herhangi bir aşırılığı yoktur. Sanatı çok sevmektedir. Hatta bunun için New York'a staja bile gitmiştir. Tabi Jim Halpert, New York ve stajdan daha ağır basmıştır. Kaldı mı böyle aşklar bilemeyeceğim. Ben henüz rastlamadım...


Dwight K. Schrute:


''Idiot'' kelimesinin en çok yakıştığı insan. Savaşçı, inatçı kişiliğine eklediği duygusuz surat ifadesi ne yalan söyleyeyim ilk sezonda ondan haz etmememe sebep olmuştur. Fakat sonraları gerçekten de dizinin bel kemiği olduğunu idrak ettim. Keşke daha öncesinden sempatiyle yaklaşsaydım dediğim karakter. Bu karakteri farklı kılan ne biliyor musunuz? Asla bir sonraki hareketini tahmin edemiyorsunuz ve bunu -komik bir şeyde yapsa- tüm ciddiyetiyle yaptığı için komik geliyor. Dizide en çok güldüğüm karakterdir kendileri. Bazen çok zekice hareketleri oluyor, bazen ise ''Nasıl böyle saçma şeyler söyleyebiliyor?'' demeden duramıyorsunuz. Jim'in şakalarına epey bir maruz kalıyor. Dwight'in jöle içerisine saklanmış kişisel eşyalarından tutun, hediye paketine sarılmış çalışma masasına kadar türlü türlü yaratıcı şakalara maruz kalıyor. Benim en çok güldüğüm şakayı söylemeden edemeyeceğim. Dwight'a gelecekten gelen Dwight tarafından faks gönderiliyor ve tuhaf bir şekilde yutuyor bu şakayı. Daha niceleri var; Pavlov'un köpeği, uyuşturucu şakası, Asyalı Jim ve daha niceleri. Velhasıl bu adamı iyi izleyin, gülmekten kırıp geçirecek kişilerden birisi de bu adamdır. Çiftliğine zaten diyecek bir şey yoktur. Kültür, gelenek ve göreneklerine de bir hayli bağlıdır.

Kendi örf ve adetlerine özgü bir noel partisi düzenler ve herkesi çileden çıkarır. Ofiste sahte yangın çıkarır ve herkesin yaşadıkları kısa süreliğine gözlerinin önüne gelir. Stanley az daha ölecektir bir bölümde hatta Dwight yüzünden. En iyisi açıp izlemeye başlayın yoksa bu adam hakkında çok yazacağım galiba...


Ryan Howard:


Ofisin yedek elemanı... Bir ara çalışanların yöneticisi olmuştu ama uyuşturucu ve keyif düşkünlüğü yüzünden kovuldu. Sonra tekrar ofiste yedek eleman olarak çalışmaya başladı. Ofiste bu adamdan daha uyanık birisi yoktur. Hep kendi çıkarları doğrultusunda hareket eder. Bazen Michael'a dost olur bazen ise görmezden gelir. Kelly Kapoor'a bazen aşık olur bazen ise görmezden gelir ve bu durum çok fazla tekrar ediyor dizi boyunca. Gerçekten acımıştım Kelly'e. Neyse ''Wuphf.com''


Kelly Kapoor:


Ah be kızım, ne diye bu kadar saf oldun ki? Ryan'ın kötü emellerine nasıl böyle alet olabildin kolayca? Kendileri ofisin en sosyete, giyim kuşamına önem verenlerinden birisidir. Şunu da belirtmeden edemeyeceğim. Ofiste

Michael hariç kimse en olamıyor kendisine göre. Dizi boyunca kanımca Ryan sahneleri hariç çok fazla ön plana çıkmamıştır.


Stanley Hudson:


Genel olarak sıkıcı insan karakterinin vücut bulmuş hali. Genel olarak diyorum çünkü bazı noktalarda gerçekten de eğlenmeyi bilen birisidir. Jim ile birlikte şehir dışı seyahatinde iki üniversiteli genç gibi eğlenmiştir. Bunun haricinde emekliliğine çok az kalmıştır ve tek amacı bu günün gelmesini beklemektir. İş çıkış saati geldiğinde hiç kimse onu orada tutamaz. Çok üşengeçtir, merdiven çıkmaktan nefret eder. Çok somurtkandır ama güldüğü anlar da olmuştur. Tombul Stanley keşke hep Jim ile eğlendiğin gibi olsaydın dizi boyunca. Gerçekten farklı olabilirdi ve favorilerim arasına girebilirdin.


Jan Levinson:


Michael'ın öve öve bitiremediği, aşık olduğu kendisinin üstü olan yöneticidir. Michael'a normal şartlarda hiç pas vermiyordu ama öyle bir şey oldu ki (Michael'ın çekiciliğini fark etmesinden başka ne olabilir ki...) tamamen

Michael'ın etrafında gezinmeye, ondan hoşlandığını belli etmeye başladı. Hatta bir çocukları oldu. Beraber eve çıktılar, sonra yine eski soğuk tavırlarına devam etti. Kendi kendine yeteceğini düşünüp Michael'dan ayrıldı.

Kısacası you fired...


Holy Flax:


Karakter özellikleri tamamen Michael'ı yansıtıyordu keşke daha uzun süre kalsaydı dizide. Daha uzun süre kalmayıp üstüne Michael'ı da yanında götürdü. Bu yüzden bu karakteri çok sevememiştim ama Michael ile mutlu bir çift

oldukları için de mutlu oldum. Mutluluklar Scott çifti.


Andy Bernard:


''Roo doo doot da doo'' repliğine sahip olan farklı bir karakterdin be Andy. Sözlükte denk geldiğim çoğu kişi senden çok haz etmiyordu ama ben seni sevmiştim. Ofisin bahtsız adamı, şansı yaver gitmediği için de bazen çok suratsız olabilen emoji adam.

Emoji adam diyorum çünkü mimiklerini çok iyi kullanabiliyor Jim Carrey kadar olmasa da. Dans etmeyi sever, şarkı söyler, enstrüman çalar. Sanat adamıdır. Bazen çok öfkeli olur, öfke kontrolünü sağlayamaz. Bazen çok neşeli, bazen

ise hayatın felsefesini çözmek üzere çok uzaklara gider, uzun süre kalır. Sonra saç sakal karışmış halde geri döner. Kırmızı çizgisi ise Cornell University'dir. Neyse görüşürüz ahbap, kendine iyi bak.


Karen Filippelli:


Ofisin Stamford şubesinden Scranton'a transfer olarak yüzyılın transferi olarak adını tarihe geçirecekken, dizide çok durmayışı sebebiyle gölgelendi. Jim'in Pam'den önceki aşkıydı ve bence gölgelenmesinin sebebi de Pam'di normal olarak. Jim ile çok anlaşamadılar kendisi olgun, ağırbaşlı ve iş kadını kişiliğiyle ön plana çıkan biriydi. Jim'de olgundu ama onun kadar değildi. Dwight'a şaka yapmak isterdi, Karen pek yanaşmazdı. İşte bence bu yüzden devam ettiremediler ve Pam artık sonsuza kadar Jim'in sevdiği kadın oldu.


Angela Martin:


Ofisin muhafazakarı olan, dinine düşkünlüğüyle bilinen Angela ofisin ahlak bekçisidir. Çok suratsızdır, hayattan hiç zevk almıyormuş gibi bir izlenim yaratır herkeste. Ayrıca Dwight'la olan ilişkisi de dillere destandır. Keşke biraz gülümseseydin Angela ama farklı olduğun için epey dikkat çektin dizi içerisinde.


Creed Bratton:


Çok az sahnesi vardır ama her sahnesinden sonra güldürüp kırmayı da başarmıştır kendileri. El altından birçok şey yapar. İllegal işlere bulaşmıştır. Bir gün sadece iş bulmak için Dundder Mifflin'e gittiğini söyler, herhangi

bir vasfı yoktur ama oraya işe alınır. Sonra ne mi olur? Final sezonunda tutuklanır.


Oscar Martinez:


Entelektüel birikimini sürekli herkesin yüzüne vurmak gibi bir zevki vardı. Her olaya müdahale eder, kendi doğrusundan başka doğru kabul etmezdi ve kendisi senatöre aşık olan bir aşk adamıydı... Angela ile yaşadıkları şeyler bir hayli komikti bundan dolayı.


Erin Hannon:


Sempatiktin, güzeldin sevecendin ama çok saftın... Pam'in yerine gelen resepsiyonisttir kendileri. Çok sonraları gelse de aşırı sempati duymuştum ve dizi içerisinde de sevilmişti, sırıtmamıştı. Ayrıca Amerikan filmlerindeki ''highscool girl'' havasını doyasıya yansıttı biz izleyicilere. Sonra ise işte kendince haklı sebepler sunarak Andy'i aldatıp ofisin yeni elemanlarından biriyle flört yaşadı.


Darryl Philbin:


Robert, California sayesinde depodan ofise yükselen çalışandır. Her sahnesinde aklıma her şeyi görüp geçirmiş doksan yaşlarında hikaye anlatmayı seven, öğüt vermekte başarılı olan bir insan gelir. Bazen söylediği kamyon arkası

sözler de hayatı sorgulamanıza sebep olur. Şaka şaka, Darryl bu sözleri makara olsun diye söylüyor ve söyledikten sonra da kameraya attığı bakış bunu kanıtlıyor. Favori enstrümanı orgdur, o da Andy gibi şarkı söylemeyi ve dans etmeyi çok sever. Hatta bir müzik grupları bile vardır. İlk sezonlarda çok ön planda değildi, sonradan rütbesi yükselince ön plana çıkmaya başladı ve bence iyi ki çıktı da.


Phyllis Vance:


Ofisin ponçik ama çapkın olan ninesi. Nine diyorum çünkü kendisi örgü örmeyi ve yaşça kendisinden daha küçük olanlara öğüt vermeyi seviyor. O da Stanley gibi emekliliğini bekleyen işini yapmakla kendini yükümlü gören, absürt olaylara

pek katılmayı tercih etmeyen birisidir. Katıldığı olayların da hakkını vermiştir.


Kevin Malona:


Bana kalırsa dizide farklı ve gülmekten yardıran karakter sayısı bir elin parmağını geçmeyecek kadardır ve Kevin da onlardan birisidir. Çok fazla absürt bir karakterdir. Aşırı saftır, sadece yemeyi düşünür. Yemek için yapmayacağı şey

yoktur. Konuşması, aksanı aşırı komiktir. Sanki ağzında dolu dolu yemek varken konuşuyor gibidir. En çok güldüğüm sahnede Dwight, Holy'e Kevin'ı zihinsel engelli olarak tanıtmıştır ve Holy bunu duyduktan sonra ona anne şefkatiyle

yaklaşmıştır. Kevin ise kendisiyle flört ettiğini düşünüp sevinçten havalara uçmuştur. Senin gibisi bir daha gelmez koca adam...


Toby Flenderson:


Çok uyuşuk, konuşurken bile uykumu getiren insan kaynakları görevlisi. Michael tarafından hep aşağılanmıştır kendisi ve diğer ofis çalışanları tarafından da pek sevilmemektedir. Gerçeği söylemek gerekirse ben de pek sevmemiştim.

İnternette araştırdığım aman seri katil olabileceğine dair yorumlar okudum. Güzel ve farklı teoriler atılmış kendisi hakkında ve gayet olabiliritesi yüksek.


Nellie Bertram:


Son sezonda katıldı diziye. Kendisine ilk yer verilen sahnelerde pek sevememiştim ama sonraları Scranton şubesine geçiş yaptı ve diğer üyelere kolay bir şekilde ayak uydurdu. Kendisi ilişki danışmanı gibi bir şeydi. Pam ile Jim'in arası bozukken Pam ona giderdi. O ise engin tecrübelerini konuştururdu... Bu arada istediği zaman alamayacağı hiçbir şey yoktur. Normal bir çalışan olarak geldiği ofiste ilk günüde Andy'nin müdürlüğünü elinden almıştı. Farklı, dominant, dediğim dedik bir ablamızdı...


(NOT : Karakter analizlerini bitirene kadar diziyi bitirdim.)


Gördüğünüz gibi bir sürü karakter analizi yaptım. Bazılarında kısaca kişilik özelliklerinden, bazılarında ufak skitlerden bahsettim. Doya doya anlattığım da oldu anlatacak bir şey bulamadığım da. Ama bitirdik, uzun ve yorucuydu benim

için. Çok fazla karakter var. Aslında çoğu yan karakter ama bence yan karakter olmayacak kadar özdeşleştiler diziyle. Mesela Kevin'dan bahsetmesem olmazdı. Ya da Karen'den, Nellie'den. Çok farklı karakterlerde bir sürü insan

görüyoruz dizide ve bazıları ise tamamen birbirinin zıttı, mesela bahsetmediğim Meredith ve Angela tamamen zıt karakterler ve dizideki çatışmaları ise mizah etmeni. Velhasıl kesinlikle izlemenizi önerdiğim bir dizi. Zamanı gelince

tekrar başlayacağım bir dizi. Bitirince şahsen müziklerin, dansların, sahnelerin etkisinden çıkamamıştım. Kaçırmayın böyle bir şaheseri...