Yaşadığım sahil kasabasının yaz mevsimiyle beraber gelen canlılığın ve neşenin hakim olduğu mekanlardan sadece bir tanesi. Kış mevsiminin kasvetli yalnızlığına bürünmüş halde. Havanın sakinliği ve dalgaların kıyıya vuruşu, zamanın durmaksızın akışını yansıtıyor. Deniz kenarındaki taşlar ve soğuk beton iskele, terk edilmişliğin, unutulmuşluğun ve yıpranmışlığın birer izi. Gökyüzünün soğuk grisi, kasabayı ağır bir melankoli ile kaplıyor. Ufuk çizgisinin yerini alan iskele, gittikçe kaybolurken, üzerindeki sokak lambaları ise geceyi karşılıyor. Ama bu karşılayış, boşlukta yankılanan bir fısıltı gibi. Elektrik tellerinin rüzgarla boğuşması, sanki geçmişin hatıralarını taşımaya direniyor. Fakat bu hatıralar da soğuk rüzgarla birlikte kayboluyor, geride sadece çığlık atan bir sessizlik ve derin bir yalnızlık bırakarak. Boşluk, yazın cıvıltısından geriye kalan tek şeydi. Deniz, biraz özlem duyuyor
gibi. Ama şimdi, her dalganın kendini kıyıda bulması, yalnızlığın bir ifadesiydi.

YALNIZ DALGALAR
50 X 100
T.Ü.Y.B.
2024