Yokuşun başlangıcı her zaman yokuştan daha zorludur.


Ön cama vuran yağmur yol almamızı daha da güçleştiriyordu. Ben ara sıra, yolun sağ tarafında kalan ormanı seyrediyordum. Fıstık çamları artık yoktu; meşe ve kızılçam ağaçları vardı. Yolun hemen aşağısında, yamaçlardan güç seçilen derin vadi içindeki akarsu kendini Ferhat zannetmiş olsa gerekti.


Yokuş arttıkça etrafımızı sis sarıyordu. Aslında burası hemen hemen her mevsim böyleydi. Yolun sol tarafında, hemen kıyısında yer alan evlerin hepsi tek katlıydı ve hepsinin yanı yöresinde ağıllar vardı. Hemen hemen her şeyi örten sis, ağılların girişindeki çamuru es geçmişti.


Artık Gökçeyazı'ya yaklaştık ve o dere, vadinin içinde muhtemeldir ki başka yöne kıvrıldı. Şimdi o ağaçlar da yok.

Sisin içinden geçerken ayrı bir aleme varacakmışız gibi hissederim... Ayrı bir alem ancak aynı ben... Bu halimle. Neden böyle düşünüyorum? Daha doğrusu neden bunu arzu ediyorum? Zira bu his, bir endişe sonucu doğmuyor, besbelli bunu arzu ediyorum. Madem aynı ben olacağım, ayrı bir alemin anlamı ne? Orada da böyle yersiz endişe ve evham ile özseviden yoksun olarak yer alacaksam, bu zahmete girişmek niçin? Kendi ellerimle kendime yasak kıldığım mutluluğu ve tabii insan ilişkilerini yalnızca farklı bir alem mi elde edilebilir kılacak?

Anlıyorum ki ben mutluluğun ve mutsuzluğun ne olduğunu bilmeden yaşamışım. Zira bir zamanlar hayat benim için sıkıntısız sürüp giderdi. Şimdi anlıyorum ki mutluluğun ve mutsuzluğun tabii olarak geliştiğini, onlar için uğraşıldığında her iki halin de tabii olarak yaşanamayacağını, araftaki halin, menfi hal olan mutsuzluktan daha kötü olduğunu ve bu araftaki hali mutsuzluk sanıp beyhude çabalamanın her şeyi daha da berbat ettiğini bilmiyormuşum. Evet, şimdi esasen farkına varıyorum. Evet evet, ben gerçek anlamıyla mutlu veya mutsuz değilim. Mutlu olacak kadar güzel bir hayatım yok ve mutsuz olacak kadar da ciddi meselelerim bulunmuyor. Bu hal belki araf hali de değil.

Tek bildiğim, bu halin beni günden güne ıstırap içerisine daha bir sürüklediği ve her şeyi daha da karmaşıklaştıran biteviye yalnızlığım. Ben her mevsim böyleyim.