Yusufçuk ölümsüz aşkın simgesidir derler. Pek çok kaynakta aşktaki tutkuyu, bağlanmayı ve her ne pahasına olursa olsun vazgeçmemeyi anlatır. 


Fakat gerçekte eril yusufçukların dişillerine karşı çok kaba ve hoyrat oldukları bilinir. Çiftleşmeleri öyle ilginçtir ki kur yapmaksızın onları çevik hareketleri ile yakalayarak peşlerinden sürüklerler. Ardından bir güzel ısırırlar.


Dişil yusufçuklar ise köşe bucak kaçmaya çalışırlar. Dişil yusufçuğun ise çiftleşme sonrası erilinin kafa eti ile beslendiği bilinir. Bunun bir çeşit intikam olup olmadığı ile ilgili sürüncemede kalıyor insan.


Bu nedenledir ki her erkek yusufçuk hayatı boyunca sadece bir kez çiftleşebilir. Nasıl bir sonsuz aşk imgelemi ise artık akıl sır erdirmek mümkün değil. 


Çünkü aşk böyle bir şey değil…


Yusufçuklar aşk meşk işlerinden pek anlamıyor gibiler. Koşulsuz aşk daha çok kabul ile alakalı. Ruhunu yüreğine korkusuzca ve sonsuzca açmak, inanmak, affetmek, kibirden ve intikam gibi kötü duygulardan arınıp incitmeye korkarak dokunmak demek. Aşk ne kovalamak ne hırpalamak ne de yok etmektir. Aşk birlikte koşulsuzca sarıp sarmalanmaktır. Huzurun sımsıcak ve olabildiğince yumuşak kucağında alabildiğin nefeslerle tastamam hissedebilmektir. 


Dolayısıyla bu vakitten sonra yusufçuk benim için sonsuz aşkın simgesi filan değildir.