İyileşene kadar canımı yakan her ne varsa tekrar tekrar yazmaya devam edeceğim, kendimden sıkılsam da bazen, yorulsam da aklımda bir o yana bir bu yana kanat çırpan simsiyah yarasaların zaman zaman çok cılız, zaman zaman beni yataktan kaldıramayacak kadar savunmasız ve korku dolu bırakan seslerinden - yarasaların ve aklımın- hepimizin içinde bulunan fakat bazılarımızın ister istemez kulak verdiği; ruhlarımıza zelzele, yuvalarımıza ve bağrımıza koca koca taşlar olup yağan. Bana hep umutla baktığın için anne, ne kadar üzgün olursan ol bitmediği için sevgin, hep uzandığı için kolların, bembeyaz olsa da şimdi, eskiden hep gün ışığına doğru yayılıp seni hep dünyadaki en güzel kadın yapan- hem durmadan ne hikmetse seni yazdığım- o anne sarısı saçların, çocukken senin gözlerinden hiç düşmeyecek sandığım, her şeyin kararabileceğini fakat senin hep bana bakarken parlayacağı yanılgısına bir çocuğa yaraşır şekilde inandığım; göz bebeklerin, gün geçtikçe ışığını kaybetmesinler diye kendi ışığımı yaratıp paylaşmak umuduyla seninle, varım ve var olacağım.

Yollarımıza kadar uzanmasaydı inanç- bir tanrı veya dine olan samimi bir bağlılıktan bahsetmiyorum, bilirsiniz, gerçek olamayacak kadar absürt ve çelişkili bir halde anlatılanların zemini kaygan ''sevgi'' ve ''ahlak'' anlayışı bana hiç yaraşır değil- uyanmak istemediğim gündüzlere inat gözümü açmaz, silip atabilir, yaralayıp öldürebilirdim kendimi, kendi varoluşumdan. Yollarımıza, yataklarımıza kadar gelip, acının göğsümüze yerleştiği gibi, koynumuza girmeye devam ediyor, edecek inanç ve hep ılık yaz günleri gibi çocuk sesleriyle şen şakrak olacak. Ne tanrılar var bizi ayakta tutacak ne de ahiret, sonrasında huzura ereceğimizi sandığımız. Ne sözde iyilerin cenneti ne de kötülerin cezalar çekeceği o yedi katlı cehennemden medet ummak var. Kendi dualarımızı kendimiz gerçekleştireceğiz, kuvvetinden de, iyiliğinden de, merhametinden de şüphe ettiğim tanrılar değil.

İyileşene kadar, hayatı ve hayatın getirdiği acıyı reddetmeyi bırakana kadar yazmaya devam edeceğim.

Biz iyi olana kadar Gülfem- sen kendini hep Gülfem'e yakın hissettin- konuşacak, yazacak, belki birilerine göre zırvalayacak fakat denemeye devam edeceğiz.

Gölgelerini soyunacak elbet bir gün varoluş

Zincirlerinden çıkacak

Kendi içine ve kendi içinden dışarıdaki oyuğa doğru döndürebilirse bakışlarını

Benlik ve benliğin doğurduğu o sonsuz güç, inanç

Ben

Sen

Ve biz

Hepimiz

Çıkacağız, içine doğduğumuz perdeli dünyanın ıssız mağarasından

Sonra tüm güneşlikleri yırtacağız

Apaçık bir pencereden

Belki bir gün

Sansürsüz ve yasaksız bir ''kendiliğe''

Ulaşacağız