Şimdi bir masa bir de masal gerek bana. Önce ağır ağır rakı içmeliyim. Sanki anason kokusu uçacakmış gibi üflemeliyim bardağa, ardından kavuşmalıyım masalıma.


Ah! Ne çok kandırdım kendimi. Ne çok gezdim uçurumun kenarında. Fakat artık uyandım. Masal bitti, masa dağıldı. Avucumda gerçekler kaldı, çıkarılacak dersler, kulağa birtakım küpeler... Sonrası huzur olacak ama. Göreceksiniz.

Ben doğuracağım Güneşi, “yıllardır çektiğim sancıya değmiş!” diyeceğim, rahmimden kucağıma varan aydınlığı görünce. Bir defa anne olacağım ve bu hakkı da kendi çocuk yanıma kullanacağım. Yeniden büyüteceğim beni. Bu kez tembihleyeceğim, sıradan bir öykünün de onu mutlu edebileceğini. Gözlerini hakikate yummasın diye, hiç ayrılmayacağım yanından. Asla masal anlatmayacağım. Prenses olmadığını anlaması için varımı yoğumu ortaya koymaya da hazırım. Yeter ki başka bir kabusla kirlenmesin dünyası. Fark edilmeden, öyle alelade geçip gitsin buradan. İyi bir anne olmayacağım kesinlikle bana. Bir an olsun inanmayacak iyilerin kazandığına. Hep tetikte olacak. Kötülüğün her an her yerden gelebileceğinin bilincinde olacak.


Başka nasıl başa çıkabilir ki bu yüzyılla?


Aydınlık koyacağım adımı. İçinde bulunduğum karanlığa inat. Hey! Duyuyor musun beni? Anlıyor musun? Bu defa ben kazanacağım.


-delinin biri-