Girdikleri keçi donu,

Cinnilerin kurusun huyu,

Kargalar öre dura tunç yaylar, ucu elmas örtü okları.

Zamanı geldi mi, koca kayalı dağları yıkmaya başlar zafer erkanı.


Hamallar sinmiş bir köşeye, çığlıklarla anırıyor.

Bu toy oğlan onlara hiç mi hiç güvenmiyor,

Devam ediyor delikanlı anlatısına.

Hamallar Hindu'ya bakıyor, uzun kervan yolunda yeşil otlar sarıyor.

Genç oğlan hafif kıvrak, derdini açıyor.

Geçenlerde duydum, çıktığı şeyhin ağzı,

Büyük dağlar dedim, ha tee oralardan geldi bu ağartı.

Bu herif yaşı, ha bu saçımdan fazla hoyrat lakin tatlı.

Hamallara eşlik ediyor oğlanın dalgalı saçı,

Seyreyliyor tümü genç delikanlıyı,

Öylesine tatlı bal gibi dudakları.


Çoban Salim'in yanında,

Dedikoduları karşı köyün ağzında.

Salim kapmış genci götürüyor boyuna.

Genç dediğime bakma, sakın, on beşini doldurmamış daha.


Sultan Mahur'un metresi Güllü'den çıktı,

Veziri olacak itle çalınca tahtı.

Zevci kırınca sırtında talih sopasını.

Metresi Güllü çıldırmış aklını.

İki atlı köle, Mahur'un Arapları, kurtarmaya gelmiş asımı.

Geçmişler çoktan tanrının unuttuğu diyarları.


Anası Güllü çarık dikmiş boyuna boyuna,

Hay şeytan çıksın yoluna.

Bela oldun yavrumun başına,

Ne diye bulandım zinaya?

Ahhh, aklıma ah, canım bana,

Yavrum şimdi uzakta,

Öte dağlar ardında.

Dağlar dağları yutsa da,

Göremem çağamı bir daha.


Asım şimdilerde karnını doyurur masallarla.

Hamallar işi bitti mi kapıp yevmiyeyi

Muhakkak öpmeye Asım'ın ellerini,

Hep birden çıkıyor meydana