Aşk, insanın yapabileceği en büyük hatalardan biridir. Çünkü aşk, düşünüldüğünden farklı olarak, tek kişiliktir. Ona kapılan kişi, çıkışı görünmeyen, karanlık bir çukurun içinde bulur kendini. Neyin gerçek, neyin sahte olduğunu anlayamazsın. Bir kişiyi bulunduğun çukurun çıkışına, en üstüne koyarsın. Onu göremezsin fakat hissedersin en derinlerinde bir yerlerde. Tırnak uçlarına kadar o kişinin olursun ve ona ulaşmak için o karanlık çukurda debelenip durursun. Her hareketin, seni daha da dibe götürür. Yukarıya doğru elini uzatırsın. İşin kötüsü, yukarıda ulaşmaya çalıştığın kişi sana yardım etmez. Tutmaz o eli. Seni fark etmez ya da umursamaz. Seni fark edip elini tutmak için uzansa bile, o el sana yetmez artık, daha fazlasını istersin. İşte o zaman, o yukarıdaki kişiyi, kendi karanlığına çekiştirmeye başlarsın. O karanlık, yukarıdan aşağıya doğru çektiğin kişiyle aydınlanır senin için... Sen mutlu olsan da ona ayırdığın boşluğun karanlığı, onu korkutur. Yavaş yavaş uzaklaşıp kaçar senden. Sen de o karanlıkta kendini kaybedersin ve onun uzaklaşan her adımında, yavaş yavaş o karanlık çukurun içi dolmaya başlar. Sen de yukarıdan suratına çarpan toprakla, taşla yaralanıp dışarıya çıkarsın. Kendini bir daha asla bulamazsın; o, geri gelmemek üzere kaçmıştır. Sen de bir başkası için başka bir insan olursun.