Sarıldınız mı hiç? Sarıldınız mı karşılık beklemeden ve düşünmeden? Ben şu anda aynaya sarılmaya çalışıyorum. Karşılık beklemiyorum ve düşünmüyorum desem yalan olacak. İlk defa yalan söylemeyeceğim. Hiç beceremedim ama hep ortaya çıktı yalanlarım. Size bir yalan söyleyeceğim; karşılık beklemeden ve düşünmeden aynaya sarıldım.

Sarılmak, belki de dünyanın en güzel şeyi olabilir. Belki de bu dönemde en çok aradığımız şeylerden bir tanesidir. Sarılmaktan korkar olduk çünkü sarıldığımız kişiye zarar verme ihtimali var. Sarıldığımız kişiyi de bu kadar düşünüyoruz. Sarılmamayı göze alacak kadar. Seviyoruz, sarılmak istediğimiz kişileri. Zaten kim sevmediği bir insana sarılabilir? Ben şu an sarılıyorum. Aslında kendimi sevmediğimi düşündüm şu an.

İki insan sarıldığında herhangi birisinin kalbi, karşıdaki insanın sağ tarafına denk geliyor. Birbirinin kalp atışını hissedebilirler o anda. Tam da burada beklediğimiz karşılığı alıyoruz. Sarıldığımız kişinin kalp atışını hissediyorsak karşılığını almış oluyoruz. Bunu düşünmeden sarılabilen var mı? Ben daha önce sarılmıştım. Çok geçmeden düşünmeye başladım. Kalp atışını hissedememekten korktum. Şimdi her şeyi göze alsam bile sarılacağım kişi yok.


O yüzden aynaya sarıldım. Sağ tarafımdaki eksiklik için sarıldım. Belki ruhumdaki eksiklik, belki bedenimde, belki burnumda tüten bir kokunun eksiliğine, belki de... Sayacağım o kadar çok eksiğim varmış ki yazmaktan vazgeçtim. Karşılık bekledim bir aynadan. Doldursun istedim boşluklarımı, eksiklerimi, gidenin yerini... Olmadı. Kalbim, kalbimin üzerine geldi ve hiçbir şey hissetmedim. Bu hissizlik yüzünden kendimi sevmediğimi düşündüm. Oysa çok seviyorum. Ben olmasam, ben ne yapardı? O yüzden seni çok seviyorum...