Çünkü sen en fazla yerden pişmanlık meyvaları toplayabilirsin,

Eğer katletmeseydin sana uzatılan fidanları,

Boş bıraktın bahçeni, yozlaştı bahçendeki çocuklar.

Bir kimseyken hiç kimseyim dedin, kestirdin ağaçlarını.

En güzel ellerini kendin budadın bahçende,

İçini boşaltan senden başkası değildi,

Kuşlar bile uçamaz oldu senin sayende.

Çünkü sen şimdi yerden pişmanlık meyvaları toplayabilirsin,

Eğer çizebilseydin kendi bahçenin sınırlarını.

Senin kayar toprağın, durmaz ayağının altında.

Ayakların çiğnedi çünkü fidanları.

Bir kıpırtı yaratıldı ve bahşedildi senin toprağına,

Ağaçlarının kökleri kaydı önce ellerinden,

Sonra toprağından.

Yeşili küstürmeseydin mahkûm kalır mıydın bozkıra?

Benim bahçem yemyeşil içinde daha koşacak sevinçler var,

Mutluluk ağlaklığı yetiştireceğim daha.

Ektiğim gözyaşlarım filizlenip çınarlara dönüşecek,

Gölgelerini kış aylarında dahi hatırlayacağım daha.

Salyangozun evi kalacak bahçemde önce,

Sonra o belki başka uzak bahçelerde.

Bir bahçe ki hiç kötü oyun oynamaz orada insan kendine.

Bir bahçe ki şimdi daha iyi bilirim;

Orada kime sofra kuracağımı.

Daha bahçeme yazlar getireceğim,

Onları getireceğim, bunları getireceğim.

Yarımlık varsa içlerinde muallaktan muaf gelecekler bahçeme.

Belirlilik çiçekleri içinde,

Yan bahçede senin kuraklığına şahit olacağım.

Belki bir miktar üzüntü getirir rüzgar,

Ama yine güneş açar, göğe bir de kendi bahçemden bakacağım.

Sormaya gücüm kalmadı, senin geriye kalan bir bahçen var mı?