hangi çiçeği sevdiğimi bilmezken daha

hayatım geçiyor

kilitli bahçe kapılarının arkasında

ben girmekten muhteriz

bu kutlu savaşın ortasında

duruyorum, bir sokakta

sonra bir sokakta daha


yenilmeyi bekliyorum, bahçede kendileri

"hiç utanmıyorlar mı

çalmaktan kirlenmiş elleriyle tutarken

bir çiçeği?"


üstelik kızılcık şerbetleri ağızlarında

bedenim, yere kustukları kanın sıcaklığında

yanıyor

büsbütün dolu arzularımla

işte şimdi hüzünlü bir göçe yakışıyor ruhum

ilk önce gözlerim ölüyor

onları çukurlarına gömüyorum


yeniliyorum

bahçenin yalnızca en güzel kokan yerini anımsayabiliyorum