Geliyorum Allah’ım

Söyle hangi camidesin.

 

Sana suç atmıyorum,

Tüm suç benim.

Yaşamıyorum ben,

Yalnızca taklit ediyorum.

Allah’ım ne olur söyle, hangi camidesin.

 

Sen her yerdesin tamam da,

Söyle ben neredeyim?

Beni alıp attılar o hikayeden,

Seni düşünüyorum diye

O iş yerinden kovdular,

O şarkıların hiçbirine almadılar.

Yoruldum belki, 

        Yaşamaktan kendimi.

Geliyorum Allah’ım,

Ben günahkar bir çocuğum.

 

Otobüsler, apartmanlar, şehir meydanları

Yalnızlığı karıştırıyor yüreğimde,

Yalnızlık diyorum, bu mu?

Bu beni çığırtan, bulanık gerçek.

Kaçmalıydım oradan,

Korktum karışmaktan aralarına.

Çaresizdim,

Onun saçlarını aldım,

Diğerinin burnunu, birinin ellerini,

Başka birinin kokusunu.

Ne kaldı geriye benden?

Yalnızlığı tanımlayacak kadar,

Yaşayamadım.

 

Bakamam bu şehre, yüksek bir yerden.

Yüreğimi deliyor,

O çirkin gökdelenler.

Buradan da Allah’ım buradan da,

Cehenneme bilet alabilir miyim?

Yer beni çektiğinden.

İyi de tüm bunlar nasıl?

Nasıl almış yerini böyle nesneler?

Uzaklıklar, yakınlıklar, yataylıklar,

Ve dikeylikler…

İnsanı çıldırtan bu karışım,

Niye ve nasıl yaptın,

Bu şekilleri Allah’ım?

 

Bilmiyorum, ne olur sormasınlar.

Niye bu kadar dalgınım.

Kendimi anlamadığımdan,

Anlamıyorlar beni,

Senin adına konuşan o kulların;

Dur biraz diyorlar, az düşün,

Hayat adım adım yürüyor,

Duruyorum şimdi orada,

Aradığım her şeyi buluyorum.

Bu değil, bu değil, bu da değil.

Ne var dünyamızda,

Yitirmekten başka?

 

Biliyorum o yolları aslında.

Tamam Allah’ım geliyorum.

Nasıl diye sormasınlar.

Kusarsam kendime gelirim,

Belki birazcık uyursam,

Belki birazcık duayla

Bir sabah iyileşebilirim.

Gelirim kendime, gelirim, geliyorum.

Niye kaçtık bu kadar zaman?

Bir mevsimi ıskaladık o karanlıkta,

Niye?

Bilmiyorum.

 

Zaten bu yaz erken bitti,

Yalnızlık iğreniyor yüreğimden diye.

Neden diye soruyor hep,

Köyde duvarda asılı olan o tüfek.

Ölemem ben, yaşamadığım için.

Ölemem.

Üzülen yerlerim köreldiği için.

İstemiyorum, isteyemiyorum diye,

Sızıyorum tenlerinden içeri,

Seni seviyorum diyen o sahtekara,

Soruyorum: Hangi beni?

Ben mi kaldı bu karanlıkta?

O değil, o değil, o da değil.

Onların hiçbiri ben değilim.

 

O karanlıkta ben,

Sakalları çocuk yüzlerini çizen bir ayyaş.

Onlar gülüyorlar orada, gözleri kısılıyor.

Onlar gülüyor diye,

Yaşar gibi oluyorum birden.

Büyümediğim geliyor aklıma,

Sonra yaşamadığım,

Sonra karanlık bir batakhanenin,

Sonra pasajlarda gizlenmiş delilerin,

Sonra çocukluğu öldüren o kadınların,

Yanlarında uyanıyorum.

 

Allah’ım ben,

Gözlerim kapanınca,

Hep uygunsuz bir yerde vuruluyorum.

Allah’ım sen, aslında bir rahatlıktın.

Allah’ım yoruldum.

Geliyorum ama,

Geldiğim yer de senin,

Gittiğim yer de.

Biliyorum tüm suç benim.

Çok güzelsin,

Göğünle, denizinle, kadınınla.

Geliyorum Allah’ım,

Kurtar beni onlardan.

Beni

Kurtar

Kendimden.