ben miyim suçlusu 

kanayan etlerin, çizik ellerin

pazar yerlerinde ağlayan yavru kedilerin 

sonsuzluğu kusan müsilajların 

ölen flamingoların,

salgınların,

yanan ormanların,

hayır,

hiçbirinin suçlusu ben değilim.


ama neden acıyor kalbim

hepsinin suçlusu sanki benmişim gibi... 

 

ne zaman bir polis arabası görsem

deliler gibi korkuyorum,

biliyorum aliler vuruluyor.

çocuklar babasız kalıyor.

ne zaman bir ambulans sireni duysam

kalbim sıkışıyor.

çünkü hissediyorum

fatmalar yeryüzünden aniden gidiyor. 


pencereden yüzüme değen güneş ışığının

tüm vitaminini

bana ulaşmadan emiyor sanki birileri,

ondan büyümüyor

yüreğimin çiçeği.

yüzünü göster bana...


kalbim, kanayan bir gül mü yoksa? 

kan kokusu kalıyor hep benden geriye

acılardan geçip gelemiyorum bir türlü

gülümün güzelliğini sunamıyorum önüne.


bir bana mı kalıyor bu yalnızlık 

akşamları fuar ışıkları altında

nasıl saklanır buğulu iki göz?

hep benim için mi tek kişilik menüler 

tek kişilik masalar 

televizyonları ve telefonları kapatıp

gün batımını izlemek

başım omzunda,

yeryüzünün yasak elması mı bana...


bir şair olsaydım yeryüzünde didem madak olurdum 

bir hayvan olsaydım köpek 

bir çiçek olsam ne olurdum bilmiyorum ama 

ben olarak doğsaydım yine seni arar ve

durmadan yazardım hıçkırıklar içinde...


nasıl dayanacağım ben şimdi bir başıma,

meleğin üzülüşüne,

ölümün yok ediciliğine,

insanların kalpsizliğine...