Keşke ben de senin gibi hiç olmayacak yerlere kıvrılıp yatabilsem. Dilediğim yerde uyuyup, dilediğim yerde uyanabilsem. İstediğim zaman sevdirebilsem kendimi, istemediğim zaman kuytu bir köşede saklanabilsem. Çünkü kendini sevdirebilmek ne kadar zor bir bilsen. Koşulsuz, şartsız. Belki bu bizim dünyamızda pek adil de değildir. 


Ödevlerimiz var bizim; daima zamanında, eksiksiz, tam olarak doğru ve istenen şekilde yapmamız gereken ödevler. Ödev ya da her neyse işte. Zaten bir tek bizden istenmiyor, biz de istiyoruz aynı şekilde. Kişi ne kadar bencilse bir o kadar da karşısındakini düşünmesi gerekiyor, şayet denge bozulursa, o zavallı kişi nasıl üzülür ve aynı zamanda nasıl üzer bir bilsen… İşin başka bir kötü yanıysa; o dengeyi mükemmel bir şekilde koruyan kişi de mutluluğu hiçbir zaman, hiçbir şekilde, hayır hayır, asla garantileyemez. 


Biz bir tek mutsuzluğumuza sahip çıkıyoruz, nedense artık. 


Keşke bu kadar çok beklentimiz olmasaydı hayattan, yanımızdakinden. Yani ne çok olsaydı, ne az. Hepsi, var olan, olabilecek her şey sevgiye dahil olsaydı en azından. Bak Allah bile dağına göre kar verir diyorlar ya, yahu onca din, onca kitapta, onca deyişte geçer ya bu… Biz ne sanıyoruz kendimizi. Sahiden biz ne yapıyoruz. Allah'ın vicdanı var diyoruz da kendimizinkini ne yapıyoruz? Ne ara kullanacak insan vicdanını. Ne zaman… Kanseri, çocukların ölümünü, salgınları, savaşları, bunca zalimliği, vahşiliği… Ha ha ha. Bak gerçek şudur belki de; yaratan da yaradan da bilmiyordur belki vicdanı. 


Ya valla buralara gelmek değildi niyetim. Bir kere de birden fazla yaraya parmak basmayayım şimdi. Neyse.


Bir insanı sevmekle başlıyor her şey, doğru. Fakat bir insanı sevmekle devam etmiyor hiçbir şey. Bir yere kadar en azından. Ve bir insanı sevmekle bitmiyor hiçbir şey. Ve inanın bana, inanmak başarmanın bırakın yarısını tırnağı bile değil.


Başka bir şey lazım. Başka bir şey. Belki henüz adı konmamış bir duygu, belki daha önce hiç söylenmemiş bir kelime, bulunmamış bir kavram, belki hiç yapılmamış bir eylem… Bilmiyorum.


Fakat istiyorum bulmayı. Bulmak istiyorum. Bir anlamı olsun, bir değeri olsun, bir gülüşü olsun diye. Çünkü bulmalıyız, bulabilmeliyiz anlıyor musun. Öğrenmemiz gerek. Keşfetmemiz gerek. Hissetmemiz gerek. Duymamız, dinlememiz gerek. İnanmamız, güvenmemiz gerek. 


Bir şey var. Sahiden bir şey var.


Lütfen.