Eskiden çok çabuk kaynaşırdım, herhangi bir ortama girip ayak uydurmak kolumu masadan indirmek kadar basitti, şimdi yalnızca 1 insan barındıran bir ortam dahi beni sıkıyor, bunaltıyor, birden fazla olduğundaysa hafakanlar basıyor. Her birini kendimle aramdaki bağı kesmeleri için bir misyon yüklenmiş kuklalar gibi görüyorum. Kafka, "Huzur mu istiyorsun, az insan, az eşya." demişti. Ona bunu dedirten sebepler silsilesini tahayyül edebiliyor, anlayabiliyorum. Kendinle kalabilmek, kendinle dertleşebilmek sonunda kendini anlayabilmek. Kendini anlayabilen tüm insanları anlayabilir, belki evrenin sırrına dahi erişebilir. Ancak buna müsaade edilmeyen bir çağ bu içinde olduğumuz. Atıldığımız mı demeliydim? Gün içerisinde kendimle kalabilmeyi arzuladığım çok an oluyor. Elbette ikinci bir kişiliğin eşliği de bazen arzuladığım bir durum ancak o kişinin kim olduğu, nereye nasıl baktığı önemli bir kıstas. Sosyallik, bir topluluğun içinde bir yer edinmek ve ayak uydurmak değil. Seçici olmak ve gerektiğinde o topluluğa ihanet edip sıyrılmayı bilmek de elzem. Denedim elbette iki yolu da. Ancak her seferinde gördüğüm, kendimi ait hissettiğim tek yer kendimle baş başa kaldığım yer oldu. Bunun burnu kaf dağında olmakla ilgisi yok, küçüklük büyüklük meselesi ile ilgisi hiç yok.


Kendinizle baş başa kalamıyorsanız kendinize yabancısınız demektir. Kendinizle vakit geçirmeyi sevmiyorsanız, bu sizin için katlanılmazsa büyük bir sorun var demektir. İlk sorun korkak olduğunuzdur. Yüzleşmek yerine kaçan bir korkak. "Hayatta yalnız kalmanın esas olduğunu hala kabul edemiyor musunuz?" diye sormuştu Sebahattin Ali. Yalnız kal, kendini dinle, ruhun ne istiyor? Cevabını buldun mu? Pekala, başkaları da aynını istiyor aslında. Bu tespit başkalarının yalnızlığına saygı duymayı da gerektiriyor.


Sonuç itibariyle beni kendimden uzaklaştıran, kendime yabancılaşmamın kapılarını aralayan, herhangi bir sosyal tehditten bir yangından kaçar gibi kaçıyorum.


Kendime kaçıyorum bu eve dönmek gibi. Ev gibisi var mı?


Evini başka birinin içine nasıl yapabilirsin? Ne cesaret ama! Aptallık mı demeliydim? Kendi içinde başkaları için evler inşa et dilediğin gibi, dilediğin kadar. Ancak kendi evini inşa edeceğin yer yine kendi için. Başka biri, başkaları, hayır cehennem başkalarıdır.