III. 

       Bu yazıları yazmadan önce oturup kaç bölümden oluşacagını planladım. 

  Yediği önümde , yemediği yine önümde bir çocukluk geçirdi Osko. Çikolata da dahil hiçbir şeyi yemeyi sevmedigimi belirterek annesini çıldırtırdı. 

        Annemi aramayı planladım. 

  İlkokulda özel güçlerinden sadece birini fark etti. Hayır sivrisinek değil. Deneyimleri gösteriyordu ki kediler,köpekler, muhhabbet kuşları, kaplumbağalar, buzağılar ve kuzular onunla çabuk arkadaş oluyordu. 

        Kuzuyu dedemin kestiğini de söylemek istiyorum. 

         Hayır gerek yok o kadarına 

Ne diyorduk hah ilkokul. İlkokul benim için din kültürü ve ahlak bilgisi dersinden zayıf almamla (GURUR) Nefim ve Liye ile geçirdiğimiz güzel zamanlarla hatırlanıyor. Bir de kolumu kırmışlığım var camdan düşüp. Birkaç tane yazarın kırıkları ya da kronik hastalıkları sebebiyle çocuklukta ‘yalnız’ kaldıgı hikayeler varken ben inatla okula gittim. Bu yüzden büyük bir sanatçı olamayacagımın bilincindeyim. Ama ben zaten dededen sayısalcıyım. Sanat bizde hobiden öteye geçemez. 

        Bir hafta boyunca neler yiyeceğimi planladım       

        Kara haber tez duyuluyor 

  Babasının çocukluk hikayeleri hep Osman’lıydı. ‘’Ben vardım, Osman vardı işte bağa gidiyorduk...’’ Osman köpeğin adı. Ne zaman tarih dersine girse bu hikayeler canlanıyordu ister istemez Osko’nun gözü önünde. 

  Birgün bi de bir tarih dersinde izledikleri filmde ‘’Kral Midas’ın kulakları’’ diye bağırılmıştı. Osko'nun tarih bilgisi de din kültürü ve ahlak bilgisi gibiydi ‘zayıf’. Öte yandan insanları hikaye anlatırken görmüştü. Kendine not düştü: 

1.Insanlar yalancıdır. 

2.Tarih derslerindeki insanlar da -dolayısıyla- yalancıdır. 

3.Tarih de en güçlü yalancıların dediklerinin dökümantasyonudur. 

4.Kral Midas’a bodyshaming yapıldı. 

  Ilkokulda bir de 72 saat önceki duyduklarıyla alakalı olabilecek bir sey yaşadı Osko. On bir yaşındayken bir ‘öğretmen’in ‘sevgi’ dolu dokunuşları ve sıkıştırmaları. Seneler sonra bi terapi seansında olayı anlattığında terapisti bu durumu atlatmak için ne yaptığını sordu. Hiçbir şey yapmamıştı Osko. Hatta taciz edilip edilmediğinden bile emin olup olmadığını söyledi . Seneler seneler sonra Osko; Nefi ve Liye ile oturdukları bir gün ‘’ya siz hatırlıyor musunuz şu olayı hani Ahmet hoca hani ’’diyince Liye ‘oooluş işten atıldı o hoca taciz davası yüzünden’ dedi.  

        Hahahahah yaşadığım rahatlamayı tahmin edemezsiniz. Ben deli değilim. Uydurmuyorum. Yani değildim. Uydurmuyordum. Yani Oskola değildi.Uydurmuyordu. 

  72 saat önce tamamen ‘’sağlıklı’’ biri olan Osko’nun bugün şu saatte neler düşündüğünü kimsenin bilmesi mümkün değil. 

      Evin hangi odalarını ne gün temizleyecegimi planladım. 

      Lavanta ve bitter çikolata almayı planladım. 

 Her kronik hastalık için yardım ve dayanışma birimleri kurulması gerektiğini düşünüyordu Osko 65 saat önce. ( Çünkü o aradaki yedi saati ağlamakla ve Hay.ar’a yazmayı düşünmekle geçirdi). ‘Örnegin Lenfoma dayanışma ve yardımlaşma derneği, araba tutması dayanışma ve yardımlaşma derneği, bel fıtığı dayanışma ve yardımlaşma derneği...gibi gibi. Hem ilaçlarımızı paylaşırız hem de toplumdaki stigmatizasyona karşı birlikte omuz omuza dururuz ‘ diye düşündü. Yalnız hissediyordu. 

       Tek başıma yardımlaşma ve dayanışma derneği kurmayı planladım. 

 Sonra kendi hastalığı için kitaplar aldı internetten. İnkar,öfke,pazarlık aynı gün içerisinde yaşanarak bitmiş depresyon ve kabullenme kalmıştı. 

 Sonra da tabi ki hangi ünlülerde varmış bu hastalık diye baktı. Virginia Woolf ve Jimi Hendrix’le aynı kefeye konulacak olmak mutluluk verdi; Winston Churchill’i görünce milliyetçi duyguları kabardı; Mel Gibson ve Kurt Cobain’i görünce ah çekti. Birkaç tane de sevdiği yazarın adını görüp mutlu oldu.  

 Hiç hastaneye adım atmamış ve bu yüzden de tanı almamış olmayı dilerdi. 

’’Ignorance is bliss’’ 

  Raistlin’e ‘durum’u söylediğinde (yani yaklaşık olarak 64 saat önce) güldürmeye çalıştı abisi. Sonra ciddileşip dünyanın sonu olmadığını hatırlattı. ’’Hatırlar mısın bi keresinde bi kahve falında sana hiç çocuğun olmayacak demişlerdi.’’ dedi.  

 Osko da güldü. Sonra da bir süre daha ağladı. Sonra da ilaçlarını alıp uyudu. 

      Sizi temin ederim uyku da tedavinin çok büyük bir parçası. 

      Ha hiçbir şey planladığım gibi olmadı.