“...bir yaz öğlesiydi.” 

Bir sıfat almış ad tamlamasıydı, eti budu buydu!

sözü şirin bir Sait Faik öyküsüne çeviren sihir

hiç örtülmemiş masal kapılarını aralayan el

içimize sıcaklık, yüzümüze hoş ifade veren ışıktı


Datça yolunda sen arka koltukta Masumiyet Müzesi’ni okurken bir yaz öğlesiydi

Sessizce gelen arabanın kornaya basıp da beni havaya hoplattığında bir yaz öğlesiydi

Seni okulda ilk gördüğümde bir yaz öğlesiydi

Arabayla kaza yaptığımızda bir yaz öğlesiydi


Biz bir yolu iniyorduk kıvrım kıvrım

TRT FM’deki spiker dili en güzel şekilde konuşuyor

bilmediğimiz bir şarkıyı çalıyordu

hayat bir masala hiç bu kadar yakın değildi

yer belliydi de vakit, vakit:

Bir yaz öğlesiydi