ayaklarıma kadar bilmiyordum

ama tırmandığımda seni çok özledim

nereye koydum o domatesi?

hemen gidip ellerimle nazikçe sıkacağım

beni okuyorsun

sana teşekkür ederim

koltuktan aşağı sarkan kolun mahcubiyetindeyim

süzülmüyorum

dünya seninle büküldü

iki perdenin aralık yerinden sana bakıyorum

bazı anların sesi var

olgunlaşmış portakal düşmeyi bekliyor

beni sen tutacaksın beni sen kavrayacaksın

seviyorum her şey mümkün

gidelim öyleyse sen ve ben

akşamın gökyüzünü isterim

baştan başa yayılalım

sokaklar sinsi amaçlarla dolu

ben senin eline düştüm

seni orada yaratıyor tanrı

takvimin tek yaprağı

seni oradan koparıyor saatlerim

omzunda sarkan başım

senin zamanın var

bir zaman daha sarı dumanın akıp gittiği

yüzün beni karşıladı

şimdi neyse rengi kaşımın gözümün

beni sen boya

bana tabak uzatıyorsun

bir lokma aldırdın bana

bir zamanı yaratmak için

bir zamanı tüm işlerine ve günlerine ellerinin

bunun sana en yakın olabileceğim an olduğunu biliyorum