Olmaz,

Olmazların oğlu Hasan bir derede kırk atı boğdu,

Aynı gece seninle benim mutlu olamayacağımızın fermanı doğdu,

İlk tanıyı sen koydun,

Kaybetti kadın hayranlığını, erkek denilen ilkel varlığa,

Katilleri indiler yüzündeki gülümsemenin, sırtımın kamburlarından,

Sürüklediler kaltakları sokaklara, darlığına yokluğun, yokluğun varlığına,

Olmazın fermanını çaldılar tamburiler tamburlarından.


Olmaz,

Bugün 22 Temmuz'u yaşadım, 23'ü de ettim aynı koltukta,

Gün arttı,

Yaş geçti,

Yaş geçti gözlerinden, zamanımdan, zamanımızdan, ayrı ayrı mutsuzluğumuzdan,

Güneş bir yakadan diğerine geçti,

Kursağımdan bir kuru ekmek geçmedi,

Alnımdan aşağı bir damla ter süzüldü,

Kaşlarım tutamadı,

O gece öldürdüğüm çocuk ta böğrümdeki,

Boğazındaki tükürüğü yutamadı da,

Boğuldu sanırdım.



Olmaz


mış...



Ben her şeyi oldurur sanırdım Tanrı,

Olmazın en sert tokadını indirdi yanağıma.


Göğsüme oturan o hayvanı uyandıran deli,

Her gece yılanlar koydu yatağıma.


Ya sen gel derdim,

ya ben biraz daha deleyim sıfırın içindeki deliği.


Silinmesin isterdim,

Doyamadığın öpmelerinin izi yanağımdan.


Dilerdim,

Dilerdim de,


Olmazmış.


Olmaz,


Olmaz çünkü bendim boğan olacakları,

Olmazların deresinde Hasan'ı.