hani kendine bıraktığın anı kutunu açıp kurcalarsın ya

demlikten çıkan son bardak çayın son yudumunu içersin

yıllardır görmediğin ilk aşkını görürsün yolda

masa başında uyuyakalmak üzereyken omzunda iki yumuşak el hissedersin

güneşlenirken gözlüğün altından böğürtlenli dondurma getiren arkadaşını görürsün

hızlı trende heyecanlı çığlıklar atarsın

kontrol edemediğin bir atın üstünde düşmemeye çalışırsın

çimlere uzanıp bulutlardaki şekillere bakarsın

akşam olur yıldızları izlersin

aynaya baktığında sana gülümseyen bir yüz görürsün belki

belki bir arabanın arka koltuğunda kafanı cama yaslayıp hayaller kurarsın

sonra durursun

düşünürsün

düşünemezsin

hayat bulanıklaşır

kahveden aynı tadı alamazsın

sarılmak üzüntünü hafifletmez

kurumuş dudaklarını umursamazsın

hava karardığında ışığı yakmak için yatağından kalkmazsın

en sevdiğin kolyeni çıkarırsan tekrar takamazsın

renkli çoraplarını eşleştirmezsin

saçlarını uzatamazsın

saate bakamazsın

uyuyamazsın

kimsenin gözlerine bakamazsın

hayat bulanıklaşır

anlayamazsın