alyuvarlarında şairimin

seçkin geçirgen bir kontaminant

elbette kulak asmayacaktır ona ezbere bulanmış rant

oysa o bu tadın metalik aromasına baş tanıktır

ve hakimidir sahnesine sağır resmiyetin

omurgasını bileyenler hayrandır ona

üşümüş

ince bilekleri düşmüştür

başsız kasketi devrilmiştir

bunlar oluyorken

bir gün nihil adamın teki delirmiştir

torino'nun sızısını devraldığında


ey kutsal denen,

şairin yüreğini teslim ettiği bir orman vardır yeryüzünde

bütün binekler göğü delmek için koşarlar

yeleleri kayıp bir haziranın pazar günü taranmıştır

masalımsı bir dramdır troya, ve saygıya değerdir Anday

beni anlayabilir çünkü

koşacağım ki

bu asrın gölgesinde toynaklarından rüzgarı eksiltmiş bir at olmayacağım

çatlayan bir kısrak gibi rüzgar ile yuvalacanak tekrar doğacağım

ta ki ardımda bir iz bırakamayana dek

torino şereflenecektir böylece, kalbi eskisi gibi atmayacaksa da sızı yayılmaya mahkum kalacaktır


bizans'ın tanrıları surlarından güçlü değildir

ve kafam daha karışıktır

bir yudum iç gıcıklayan alkolün sallantısından

kanımla emzirilmiştir çuvaldızlığımın kimyası

üstelik ilâhım da böyle buyurmamıştı bana

ama benim utancım sizi baş tacı etmez

mekanik kalbiniz ve hatırı sayılır hukuk sisteminizle sorabilir misiniz pekala ona

parkası kirli ve cepleri izmarit yanıkları ile bütünleşmiş çocuklar

hıncını nasıl filizlendirdi-

kılıç kınına nasıl temiz girebilirdi ki


işte buna inanıyorum,

masum değil savaşarak sevişmek

işgüzar karaborsa onların alnını aklar,

oysa sevgilim yine sazını eline alır

karaları ve bağları birbirine ağlar

böylelikle bütünleşir iki farklı parça et ve kemik olur, ısınmak ister yalnızca

işte buna inanıyorum

aynadan sana yansımak ötekiliğim

ayak uydurduğum tek rejim budur

içtiğim tek ant

bildiğim tek rant

budur

aşkım kırılan bir kemik mecburiyetinde kaynamaya mecburdur,

toynaklarım senin için can bulur

yaşatmak için akışın kararışını

ve bildirmek adına zaruri bir zulmetin yakarışını

böylece dindirebilirim

dinimin buyurduğu sahipsizliğimin meşruluğunu


benim geldiğim ormandan öğrenmediğim şeyi fısıldamış olursun, yumuşak, ıslak ve yatışmış.

büyümü bununla beslerim, kapıyı böyle kapatırım

seninle dört nala çekişir, içine böyle işlerim.