Beynimde yoğun bir ağrı hasıl olmuştur? Bu ağrıyı geçirebilmek için ne yapacağımı bilemiyorum. Gerçi bu ağrı, nasıl hasıl olmasın?


Bazenleri babamların dönemi ile bizlerin dönemi arasındaki farklılıkları anlamaya gayret ediyorum. Onların dönemlerinde yokluk ana temalardan birisi iken bizim dönemimizde varlıktan sıkılmalar teması vardır.


Bundan ki beyinler doyumsuzluğa doğru sevk olmaktadır.


Bu doyumsuzluk ise yeni yeni gösteriler ile tatmin edilmeye uğraşılmaktadır. Birileri bunu fark ederek bizleri kontrol etmektedirler.


Feci haberler karşısında dahi beynimiz, tepki verme süresini kısaltmıştır. Önemsiz bulmaktadır felaket haberlerini.


Ben bu konuya bağlamaktayım.


Eskiler, yeni bir haber karşısında yaşanabilecek tüm duyguları yaşarlar iken bizler yoğun, şiddetli manipülasyon altında kaldığımızdan beynimizin vermesi gereken tepkileri, üretmesi lazım olan duyguları görmezden gelerek devam ediyoruz.


Ben durumu böyle analiz ediyorum. Fakat bu sanılan aksine iyi ve terakki gösterilecek bir şey değildir. Çünkü o motif ve fikirler beyin köklerine gömülüyor. Bu gömülmüşler nerelerde nasıl çıkacaklarından bir haber beklemekteler.


İnsanlar, böyle olduklarına inanmasalar bile, pek çok hastalık bu noktalardan zuhur etmeye başlayacaktır. Gelecek, insanı beyin hastalıkları ile uğraştıracaktır.


Çünkü bu denli dolum yapılmış bir yer, elbette bir noktadan sonra artık dolum yapamamaya, dolayısıyla hasta olmaya başlayacaktır.


İnsanlar beyinlerini dolduruyorlar fakat bunları açığa çıkartamıyorlar, bunları beyinlerinden sökemiyorlar, orada bu şeyler dönüp dolaşıyorlar. Sonunda da kendisine zarar verecek bir hale bürünüyorlar.


Beyinleri, onları deyim yerindeyse yemeğe başlıyor.


Bir türlü tam rahatlama, güvenli hisler ve de sakinliğe erişemiyor. Bu beyinin işlem hızı için bir hayli fazladır.


Gün içerisinde zaman zaman çocukluklarından, bir dönem için yaşadıkları sıkıntılı günlerden, hoş ya da üzüntülü anılarından görüntüler gelmekte; bu görüntülere ise gerekli insani ve kişiye özgü tepkileri geliştirememekte, hatta bunlar önemsiz kabul edilmektedirler.


Oysa bunlar herkese özgü yaşam kalıntılarıdır. Bu yaşam kalıntıları nispetince kendi kimliklerini inşa etmektedirler.


Bu olmadıkça başkalarına benzemeye çalışacaklar, benzeyemeyecekler, hatalar yapacaklar ve mutsuzlukları iyice artacaktır.


Son yıllarda en çok araştırılan şey, "İnsan mutluluğu nasıl sağlanır?" sorusuna yanıtlar aramak...