Karanlık bir şehre esirim şimdi. Kaçmak istesem kaçamam, hareket etsem edemem. Nasıl kurtulacağımı bilmiyorum. Kendi yarattığım sokaklarda hapsolmuşum...

Issız sokaklarımda ağlayan kadın sesleri, çocuk sesleri, biten umutlarımın düşüş sesi, kaybolan bir çocuğun annesini arayışı gibi acı dolu sesleri ben yarattım... Bir sokağı aydınlık yarattım içimde, onu da sana verdim, senin için yarattım. Sen benim dünyamda yaratmış olduğum en aydınlıklık sokağımdın. Ya da o sokağa seni yakıştırabildim sadece?


Tek senin düşüncelerin, senin kelimelerin yatıyor bir sokakta. O kadar aydınlıktı ki bir zamanlar o sokak... Nasıl oldu da benim tüm karanlık sokaklarımdaki tek aydınlık sokağı diğer sokaklardan kararmış bir hale bürüdün? Benim yarattığım bir sokağı hangi cüretle karartabilirsin? Sevdiğini nasıl hissettirdin sevmediğin halde? Geceleri o sokakta çığlıklar atarken gündüzleri nasıl da ışıl ışıldı hâlbuki...

Bana yarattırmış olduğun tüm hayalleri nasıl da karanlığında bir anda parçaladın... Nasıl da iyi gibi gözüküp yavaşça ruhumu ezdin... Hâlbuki ben sana inanmıştım; en aydınlık sokağım olduğuna...