bir eve girdim kentti bütünbugün

kahverengi kokuyordu

başıboş şoförleri, ağızlarındaki ıslak pusulayla

devlet eline bakan yaralı sokaklarında

bekçiydi

v izinsiz v dalgalıydım

kırık bir kedi tam ortasından hayata

sokuyordu beni

eski bir tarihin adını üflediler gittim

bir apartman bulvarında kırmızı öptüm

gencecik v dişlerim hala kutuda o çocukta

emanet


sarı bir sıra

mavi arabaların kaideli v içtensiz

sesleriyle kapıları kapandı

bir kitap durdu

köprülerin altında,gözleri gün rengi

kızların çeyizlik şelaleleri,

harfli tabelaları ıslıkla geceydi


tüm mahalle sayısızlıkla geçen gökyüzü

ayaklı delikanlıların isyankar taşlarına

birer cam kesti dileklerinden

zaman kıyıya vurdu

yurtlardışına göçtü gönüllerden yani

vatansız v sevişmeyen bayraksız evler

ipek bir serçe kalmıştı parmağımda

telden duvaklı pencesinde bekler