Zihnimde imkânsızlığa sürüklenen bu sevgi sonsuza dek böyle gidecek gibi. Yarın olunca her şeyin normal yaşandığı dünyada, acının tartısında sınıfta kalan yine ben olacağım. Biraz daha vermem gereken şeyler var, biliyorum. Şimdi olmadığı gibi yarın daha fazlasını nasıl vereceğimi düşünürken zaman harcamam gerekiyor. Ölüme bu kadar yakın olduğum zamanlarda, nasıl oluyordu da ‘'Olsun.’' diyebiliyordum? Özgürlüğümün kısıtlandığı bu günlerde, nasıl oluyordu da attığım her taş kafama düşüyordu? Taşlardan başka her şey benden kaçıyordu. Dünyada işler umursamamakla fırlatıp atmakla mı ilerliyordu? Böyle mi geriye dönüp yalnızlığıma çare arardım? Sandıklarım boş muydu? Vermem gerekiyor. Yapamam ben, ben olmaktan çıkamam. Annemin doğmadan bedeninde sakladığı ben, babamla annemin karışımı olan maya bana bunun zıddını söylüyor. Dünya için doğru olanı yapmak yerine, kendim için doğru olanı yaparım. Şimdiye kadar insanın kendisi olması bu kadar mı acıtır canını? Kendim olmam mıydı denklemin çarpanı? Onun için mi hayat katlanarak çarptı yüzüme? Çaresiz kalışlarımızda içimize dönmemiz gerektiğini anlıyorum. Kimse olmak istemez, başkalarını açtığı yaraya yara bandı. Kimse inmedi bu varlığıyla dahi kapatacağı yaranın köküne, dokuz ay beni beline saran kadının indiği kadar.