Araladı perdeyi yavaşça kırışmış ellerim

Titrek parmakların ha gayretiyle

Yazmam başımda, saçlar önünde bukle

Tiftikli hırkam soğuk tenimde.

Sırtım yine sandalyenin en çıkıntılı yerinde.


Geldi işte vakit.

Güneş batıyor kuşların ardından

Gözlerim yine mehtabın eşsiz seyrinde

Hasret doğuyor tepelerin ardından

Geçmişe mırıldanışlarım sessizce dilimde.


Hatıralar canlanır anlık hatıralar

Kızıl gökyüzü kaplanır can bildiğimle

Elinde baston geliyor Esat Efendi

Şen olur kalbim "Mukaddes'im" sesiyle.


Battı güneş.

Kapadı perdeyi yorgun ellerim

Titrek parmakların ha gayretiyle

Boğazımda düğümlendi çıkmayan hıçkırıklar

Gözlerimse doldu, en kırmızı hâlleriyle.


Örttüler siyah örtüyü güneşin üstüne

Karanlık çöktü yine aksak yüreğime

Yalnızlık ah zifiri yalnızlık

Uğraşır durur yaşın yetmiş beşiyle.