Pişmanlıkla beraber 

Huzursuzluk saçılır şu nefeslerden

Camın üstü istir artık

Hadi buraya bir adet kuş çizin

Uçmayı bilmesin

Narin ellerin

Göğün yıldızını toprağa versin

Ve gece gelsin

Yarımlarını bir araya getirip bütünler elde edemezsin

Sakladıkça

Saklandıkça 

Basılacaksın 

Korku görünürdür

Elle tutulur

Kaçtıkça büyür

İnsanın yaşından büyük korkusu olur mu?


Tek tek düşüyor gardlarım

Ve şimdi çıplağım

Üzerimde her hayalin bir perdesi var

İzlerim var 

Diş izleri

Gücü yeten koparmış

Cama yüzü düşen o kelebeğim ben

Rengim gri

Sis içerisindeyim

Tek günlük hayatımı

Dilsiz hislere bağışlıyorum


Üşüyorum 

Her izime bir kar düşüyor

Siliniyorum

Kim kalıyor ki?

Kim kalmak istiyor?

Kandırıyorlar bizi

İnanıyorsun


Biraz daha diyorum

Küçük olsaydı hislerim

Ezilmeseydim altında beklentilerin 

Dayatılan nefrete boyun eğmeyip 

Dik dursaydı dizlerim

Ve ellerim

Toprağına deyip kırışsaydı

Yaşlanmak

Doğmak kadar kolay olsaydı


Büyüsü var şu soluk nefeslerin

Bir anlamı yok lakin derinler 

Üflendiği yeri savaş ederler

Gibi