Karanlık odaları zindan eyledim.

Çıkmadım görüşlere, gelen de pek olmadı.

Güneşi görmedim, zamanı bilmedim.

Ağlarken geçmişe, geleceği göremedim.

Karanlıkta demlendim.


Kör oldum ama olmadım ağma.

Sağır oldum yazdım kâğıda.

Lâl oldum attım kuyuya.

Dillerin yarasına tuz bastım.

Abdal oldum aptala baktım.

Baktım da baktım...


O, karanlığa sızan bir ışıktı,

Ve kulağımdaki bir fısıltı.

Sanki parmaklarımdaki kıpırtı...

Dedi ki “Uyan.”


Koş dört nala yârına,

Affet geçmişi, bas bağrına.

Söyle sevdiğini bağıra bağıra.

İyi gelecektir sol yanına.


Yeni yarınların güneşidir bu doğan.

Solan çiçeklerinin neşesi,

Donan kalbinin ateşidir.

Aynadaki küskün yüzün gülüşü,

En sevgilinin öpüşüdür.

Yarımlığını tam yapanın,

Canına can katanın...

Seni ‘Adam’ yapanın doğuşudur bu güneş.

İyi ki doğdun.