Acılarım üzerine şehirler kuruldu

Bir doğumun ertesinde cenazeler gördüm

Sahi en son kimin canını yakmıştın bu kadar?

Diyeti budur sevmelerin

İyilik toz bulutundan doğup

Yapraklara silkelenmişti

Sokağın ahlakı belediye yeni asfalt dökene kadardı

Her yeni imkân kendi mikroorganizmalarını oluşturmuş

Şehirler arası yollar biletsiz yolculara daha anlamlıymış

Yarım bırakılan bir sigara kadar ziftim kuru

Taşların ardına çıkamayacak karahindibalarım var benim

Su yolunu kaybetmiş ökse otuyum ben

Her insan kadar açgözlü oluşunla 

Koynumdan kaçıncı doğuşun

Bu gidişimizin ertesindeki mevsimde

Güneşe yakmayı, yağmura dökülmeyi öğrettim

bir ahʼ sonrası yazıyorum bunları sana

Matem tutmadan sindirilmiş bir gidişin ardından

Hayata yetişiyorum

Coğrafyaya ilişiyorum ne fark eder

Aynı hüzünleri yaşarken

Ayrı dallardan koparıldık biz

Bak ayaklarım yalın, dizlerim ağrılı

Can ektiğim göğsümde kaçıncı ölüm bu

Baban kadar savaşçıyım diyorum

Annen kadar sıcakkanlı

Pencereni aç dolayım soluğuna

Geceyi var et, sonra esmer kıl

Seviş ve yaşa doyunca

Yoksa kasıkların bunca külfeti nasıl taşır?