Hissettiniz biliyorum. Ama sanki hiç olmamış gibi davranıyorsunuz. Sizin de sallanmanız gerekirdi çünkü benim yaşadığım depremlerle. Siz, hayatımın süsleri, etrafa serpiştirdiğim dekoratif nesneler ve varlıklar. Hissetmediyseniz eğer bir varlık sorunsalında boğulmaktasınız demektir. Hissetmediyseniz eğer var değilsiniz demektir. Günlük meşgalelerle varlığınıza kanıt ararken siz, ben gözlerimi kapatarak ispatlayabilirim yokluğunuzu. Siz kat ettiğiniz yollarla ölçerken tecrübelerinizi, ben yürüyemediklerinizle kesinleyebilirim sahtekârlığınızı. Siz acıyı abartarak yaşadığınızı varsayarken, ben acılarınızı umursamayarak varlarınızı yok edebilirim. Ben yok edebilirim sizi eğer varsanız.

Dostluklar kurduk sizinle, derme çatma evler gibi. Hiçbir felaket yetersiz değildi yıkmaya ve hiçbir felaket tenezzül etmedi bize dokunmaya. Paylaşıldıkça azalan ve çoğalan şeyler uydurduk kendimize. Mutlu olduğunuzda benimle paylaştıklarınız beni mutlu etmeye yetmedi, ne yazık. Sizin gülümsemeleriniz yansıdı yüzümde ve bu akis o kadar yapaydı ki siz bile şüphe ettiniz mutluluğunuzdan. Sizin kahkahalarınız bazen, bana yoğun bir baş ağrısından başka bir şey hissettirmedi. Siz çocuklaştıkça mutluluktan, ben öcülere sığındım bitirsinler diye bu sevinç anlarını.

Paylaşıldıkça azalan ve çoğalan şeyler uydurduk kendimize. Sizin benimle paylaştığınız trajedileriniz, aslında benim sizinle paylaştığım kıymetli zamanlarımdı. Ne yapacağımdan emin değildim o zamanlarda size ayırmasam ama yine de sizin sızlanmalarınızı dinlemekten daha verimli bir etkinlik bulabilirdim elbet. Ayrılıklarınız önemsizdi zira geçici bir yalnızlık duygusunun verdiği uçucu bir arabesk dalgaydı üzüntüleriniz ayrılık sonralarında. Önemsenecek tek yanı yoktu, sizin kendinizi önemsemenizden başka. Ölümleriniz vardı bir de yaşadığınız ve paylaşmak istediğiniz, kendi ölümleriniz ve sahiplendiğiniz ölümler. Hepsi bir yokluğa yol almaktaydı ve siz tuzlu bir sıvıyla geri döndürmeye çalışmaktaydınız hiçliğin evrenine varmak için uğraşan bedenleri. Ve siz, “hiç” olmaktansa o evrende “ yok” olmayı tercih edeceğinizi söylemekteydiniz salya sümük. Bense dinlemekteydim sizi, arada bir yüzünüze bulaşacak bir kâğıt mendili uzatmaktaydım size. Bense ellerinizi tutmaktaydım arada bir, sıcak ya da soğumaya başlamış ellerinizi. İçimde “hiçlik”.


Ey gelmiş geçmiş dostlar ve gelecek olanlar, siz benim sıkıntılı ve buhranlı anlarımın ilacısınız ve tahammülüm yok aşırı doza.


Bazen seviştik sizinle. Birbirine uymadığı halde dalgın bir meraklının yan yana koyduğu iki yapboz parçası gibiydik. Ne kadar uğraşsak da uyamadık birbirimize. Bundandı işte benim uymaya çalışmamam size. Sonucu bildiğimden yani. Biz sizinle bir olamadık, ikiye katlanamadık. Biz sizinle olamadık, o yüzden ben bu cümleleri yazmaktayım ve okumamaktasınız siz. Bedenlerimiz sanki hiç dokunmadı birbirine, şimdi dokunsam tanımam sizi. Kokunuzu duysam belki çok eskilerden bir esinti gibi gelir birkaç anı, ama sadece öylesine bir uğramak için. Ve ben bir şey yapmadım aslında size siz beni bıraktınız. Beni terk eden kadınlar, terk edilmişliğinizle kaldınız, fark etmeseniz de. Gittiğinizi sandığınız zamanlarda yerinizde saymaktaydınız uygun adım ve adımlarımı uydurmaya çalışmaktaydım zamanın uzun bacaklarına.

Aşk sandığınız duygunun aslında gönüllü bir esaret olduğunu sizden önce anladığım için birlikte değiliz. Size âşık olamadım ama âşıkmışım gibi davrandım. Sizi arzulamadım ama beni arzudan delirtiyormuşsunuz gibi davrandım. Sizi istemedim, istermiş gibi… Bir varmış bir yokmuş.

Ey gelmiş geçmiş sevgililer ve gelecek olanlar, bana sunduğunuz bedenleriniz ve ruhlarınızdır ve yemin ederim ruhlarınıza elimi bile sürmedim.

Ve duruşum dünyaya karşı. Fakirlerin yanında olmak, zulme uğrayanlar için üzülmek ve alabildiğine romantizm. Ezilenler ve hor görülenler, açlıkla cebelleşenler, ölümle kol kola olanlar; sizi önemsiyorum hem de gittikçe daha çok, sizin için üzülüyorum hem de artarak, sizin için bir şeyler yapmak istiyorum ama yerimden kalkmadan. Ayaklar altında kalmayın istiyorum, horlanmayın, açlıkla “terbiye” edilmeyin ve ölüm ayrılsın yanınızdan ama ben rahatımdan olmayayım tüm bu bozukluklar düzeltilirken.

Ey gelmiş geçmiş ezilen sınıfı ve gelecek olanlar, siz benim romantik ve mücadeleci yanımdınız ve ben ruhum ve bedenimle o kadar uyuşmuş durumdayım ki…

Yüzeyselliğin yüzeyinde yüzdüğümü söylesem size ve bunu yüz kere yinelesem, biliyorum yine de size bir anlam ifade etmez. H/içten gelen bir sayıklama sayın bunları ya da önemseyin. Ben sizi h/iç sayıyorum ve önemsemiyorum.