İnsanlar tarih boyunca hep uzaklara gitmek istemişlerdir. İnsanların yaşadığımız bu evrene gidebildikleri en uzak nokta tabiki de aydır. "Ay" Dünya’nın bilinen

Tek uydusu. Ay yüzyıllar boyunca insanların ulaşılmazı ve hayali olmuştur. Milletler ona binlerce anlam yüklemiştir. Takvim olarak kullanmışlardır. Ya da biz

Türkler gibi bayraklarında kullanmışlardır. Ayın bilmem kaçıncı evresi olan hilalden bahsediyorum.

Hilal bende hep uzaklara gitme arzusudur.

İnsan bazen uzaklara çok uzaklara gitmek ister. Adının bilinmediği, gittiği yerdeki insanların memleketini bile bilmediği yerler.

Işte hilal de bu bende. Uzaklardaki beni bulma arzusu hilal. Uzaklarda ne kadar uzak olduğunun bir önemi yok. Oralarda uzun saçlı bir meslektaş bendeki hilal özlemi.

Belki benim aynım veya zıttım ama ben olan şey hilal. Kokusunu merak etmek bende hilal. Hilal bende çok şey aslında. İçki masasında en güzel içki bendeki hilal.

İnsan durduğu şehirden, o şehirdeki insanlardan ve hatıralardan belli bir zaman sonra bunalır, o şehirde yapamaz. Sonra sonra aklına gitmek gelir. Ama nereye?

Uzaklara ama ne kadar uzaklara, uzaklara gitmek insanı ne kadar rahatlatır ki o şehirde sana kucak açacak biri olmadığı sürece. Bana uzaklarda belki kucak açabilecek

Biri var, belki olmasın istiyorum aslında bu. Kucak açsın bana kocaman ve sımsıkı sarsın beni hiç bırakmasın.

Bir gün uzun bir sevk esnasında hastayı hastaneye teslim ettikten sonra, o büyük yorgunluğun üstüne karşılaşmalıyım onunla. Bütün yorgunluğum uçsun gitsin, gider

Zaten, biliyorum. Ben bu yazının sonunda acayip saçmalıyorum neyse sonra belki karşılaşmak üzere, çok sonra