Toby fırtına öncesi sessizlik diyor sendeki bu hâl. Bence daha yeni başlıyor hayatın, tadını çıkar diyor her telefon konuşmasında. Onu özledim. Özlemek nasıl bir şeydi artık hatırlamıyorum. Dizinde ağlamayalı, kahve içmeye kapısına dayanmayalı oldu biraz. Günleri sayıyorum ama geçmiş günleri değil. Gelecek günleri. 18 gün içinde taşınmam gerektiğini sayıyorum mesela. Orayı saymıyorum. Olmaz olanları, olmayacak olanları, karmaşık olanları. Bir şey büyütüyorum içimde. Ruhum bir bodrum katı. Didem’e özenmiyorum. Ona bezeniyorum. Bir şeyler oluyor. Durumlar bayağı vahim. Çok ses var kafamın içinde. Herkes sanki bir daha hiç susmayacakmış gibi konuşuyor. Herkesin benimle ilgili bir planı var. Herkes bir yerimden tutmuş, istediği yere sürüklemek derdinde. Bu hep mi böyleydi yoksa hayatın kökten değişmeden önce hep böyle paramparça mı olmak gerekir? Artık yazmıyorum. Yazmanın bir iç döküntüsü olduğunu düşünmeyi bıraktım. Her yerdeyim. Boğazımda tırtıklı bir kılçık. Yutamıyorum. Çıkaramıyorum. Kalbimi birine açtım. Kalbimi birine kapattım. Ellerim birinin ellerinde. Ellerim artık uzanmıyor. O olmaz olanı hiç hatırlamıyorum. Şehirler terk ettim. Her dört yılda bir aynı şehre geri dönmek zorunda olmaktan yoruldum. Toby dedi ki başını koyduğun yer evindir. Ben öyle hissetmiyorum. Ama o dediyse doğrudur. Bana hiç yalan söylemedi. Keşke söyleseydi. Söyleseydi affedemezdim. Sevdiğim insanları affedememeyi sevmiyorum. Kuş bildiğime öfkeliyim. Yani öfkeliymişim, kelimelerimden öfke akıyormuş. Sevince delirmek neyse de sevilince delirmek bana özgü bir şeymiş. Belki de hiç öyle bir şey yok. Kimde ne kadar yerim, neresi evim, birileri nerede; hiç mi hiç bilmiyorum. Şimdi bundan tam bir yıl önce baktığım pencereye yine iyileşmek için bakıyorum. İyileşmek için ıhlamur kaynatmak bu sefer yetmiyor. Hastalanmak, hastalanmak, hastalanmak. Hasta bir kadınım. Hayır, öfkeli bir kadınım. Hayır, kırgın bir kadınım. Hayır, artık hiçbir şeyim. Kavgam da yok sevdam da. Solcular okumasın. Sağcılar için fazla lirik. Arada kalmaklarla meşhur buralar. Bizi hep arada kalmaklar bitirdi. Bizi hiçbir şey bitirmedi. Birinin koynu sığınak. Birinin koynu artık çok uzak. Birinin koynu artık kan gölü. Boğuluyorum. Hayır fazla nefes alıyorum. Gözlerimde yaş kalmadı. Olsun, ağlamaklar terk etti bizi. Bu iyi bir şey. Her zaman değil. Aynalara bakıyorum ama kendi yüzüme değil. Yansıyanlara. Yüzüm nasıl bir şey bilmiyorum. Gözlerim nasıl bakardı mesela, dudaklarım titrer miydi üşürken, burnum kızarır mıydı soğukken bilmiyorum. Bakma bana öyle çalıyor beynimin içinde sürekli. Sıkışmış gibiyim. Belki de fazla küçüğümdür. Bilmiyorum. Bilememekten nefret ediyorum. Birinin koynu sıcak.