ikilemlerin ortasında doğmuştum

geçmiş ve geleceğin kesiştiği bir yerde

kırık bankların omuz ağrısında kalmıştım

elimde bir kitap, elinizde manifestolar

içimde doktrinler büyütüyordum fikirlerin peşi sıra

kimse anlamasın istiyordum kalbimin içindekileri


ama siz, siz içimi dışa vuruyorsunuz

sahi siz ne kadar dışa vurumcusunuz

hep böyle yaralar mı kovalarsınız

hiç ölmez misiniz bir köşebaşında


ikilemlerin ortasında doğmuştum

ay ile güneşin kesiştiği bir zamanda

satranç tahtalarının boş karelerinde kalmıştım

elimde bir gül, elinizde bombalar

içimde menekşeler büyütüyordum göğe doğru

kimse kokusunu bilmesin istiyordum kalbimde yeşerenlerin


ama siz, siz şevk ile bakıyorsunuz hatalarıma

sahi siz ne kadar meraklısınız ayağımı kaydırmaya

hep böyle hayatlar mı ararsınız

hiç solmaz mısınız bir karın altında


uzun bir laf vardı içimde, hiç kısası olmayan

anlattım ve fakat anlaşılamadım

fikirlerimin kuranderinde bazı çatlaklar

biliyorum, sızıyor kalbinize susulmuş olanlar

ve her şeyin çaresi susmak olsaydı

dertli olur muydu ülkemdeki kadınlar


insan bir soru olarak geliyor dünyaya

kendini tekrar eden kara bir düzenin

yeni açılmış temiz bir sayfası sanıyor

biraz daha yaşayabilmek için

kartelalardan kefen rengi seçiyor

oysa her insan aynı renkte ölüyor