Bazen cidden nefes alamıyorum, daralıyorum. İki üç katlık eski yıkık binaların üstüne konan bir sürü güvercinle, gökyüzünün maviliğine renk katan bulutlarla bakıp hiçliği düşünüyorum ya da anlıyorum. İnsanlar koşuşturuyor, evsiz çocuklar ise güvercinleri korkutuyor. Dikilip izliyorum, zamanın akışına şahit olurken soyutlanıyorum. Benim değil bilincimin yaşadığını anlarken sistemden dolayı koşuşturmam gerektiğini fark ediyorum, altüst oluşu fark ediyorum. Saçma dünya, saçma koşuşturma, gereksizliği tatlarla süslemeye çalışma derdinde tüm insanlar. Daha çok insan, daha çok güvercin ve daha çok duygulara ve bedene hapsolmak. İnsanlık böyle bence. Amaçsızca koşuşturma.