İnsanların kalplerine dokunmak istedim ben hep,

Hani o bir kalbimin olduğunun farkında olmayan insanların.

Var olmayan bir hayale tutunmaktı belki de benimki.

İnsan hiç tatmadığı bir duyguyu nasıl bu kadar derinden hisseder?

Seviyorum her şeyi ve herkesi; gökteki yıldızı ve yerdeki karıncayı...

Tüm sevilmeyişlerime inat edercesine seviyorum deliler gibi.


Güzel olan her şeyden çok korktum ben hep.

Sanki zalim bir kral o hiddetli gözleriyle bana emretmiş, demiş ki: Yasak!

Sonsuz bir tutsaklık belki de benim için yaşamak.

Sahi güzel olan her şey bana neden yasak?

Arıyorum herkesin gözlerinde ufacık bir cevap kırıntısı ve bir tutam sevgi hüzmesi.

Tüm arayışıma inat edercesine karşılaşıyorum yine o hiddetli gözlerle, kralınki gibi.


Oldum olası çok konuşurum ben hep.

Nasıl susturabilirim ki başka türlü içimdeki sessizliğin gürültüsünü?

Sustuğum an biri duyarsa korkusu belki de benimki.

İnsan neden kaçar ki mutluluktan, sığınır kendi gemisinin sessiz güvertesine?

Yahut nasıl da koşar gördüğü en ufacık bir umut zerresine?

Tüm isyanıma inat edercesine yaşıyorum, alıyorum her bir nefesimi kuvvetle, tıpkı ölüler gibi.