Kırmızı bir ışık geçti seninle benim aramda, bu kırmızı çizgiyi aklımla... Kalbimden kalbime giden bu ışığı bir metafora dönüştürerek içimde bunca zaman yanan, adeta sana bir dur ışığı, bana da bir geçit gibi saran rengi... O kadar aklımdaydı ki aklımla birlikte kırdım. O kadar benimleydi ki sana bağlayan bu kırmızı çizgiyi kendimle yok ettim. Öyle yok oldu ki adeta, adeta ve adeta tünelin ucundan gözükmez oldu. Artık kimse anlamaz seni içime bağladıgıma ve sonra kırdıgıma... Artık kimse sanamaz benim bu sanrılar halayının başında durduguma... Artık kimseyse o. Şeytan dedim ben. Bunca arzunun, tutkunun, özlemin, öfke, kin, kibrin babası... Hem çok giyinmiş duruyor hem de çırılçıplak. Tüm kainat ondan olmayacağını söylese de hiçbiri tersi gibi davranamaz halde... Bu ışık da onun eseri… uydurmamış hiçbir şeyi kimse... Bu kimse çok güçlü... Kopartamıyor seni içimden. Biz de şeytanın kartı... Adem ile Havva. Kışkırtıcının Havva olduğunu söylüyorlar ama Adem'in içinde kimse olmasa ısırır mı elmayı? Kimse söyledi diye... O zaman bu kimse biraz da Havva, biraz da adem. Onların da kırmızı ışıkları var. Onlarında akılları yanıyor kıpkırmızı. Onlar da kızarıyorlar birbirlerini düşününce, Havva Adem’i de kırmak istiyor kafasında... başaramıyor... ve sonra biz var oluyoruz bu evrende... Ve sonra... Ve sonra kırmızı bir ışık geçiyor seninle benim aramda, bu kırmızı çizgiyi aklımla... Kalbimden kalbime giden bu ışığı bir metafora dönüştürerek içimde bunca zaman yanan, adeta sana bir dur ışığı bana da bir geçit gibi saran rengi aklımla kırıyorum. Ve sonra ben kırılıyorum ve sen kırılıyorsun ve kimse kırılıyor...