Sakatlanmış bir at gibi geçtiğim yolları anlatacağım 

kurşunu beklerken.

Beni yavaş yavaş öldüren acılardan bahsedeceğim sana                                                                       

orkestranın benim şerefime çalmadığını öğrendim

çok acıtmadı.


Müziksiz kaldığım o geceden beri

zaman durdu, yol aktı

ben devam ettim

ne yol ne zaman beni koynuna aldı

umut eden yerlerim çürüdü


ne kadar süreceğini bilmediğim acılara atıldığımda

toyluktandır dedi bilgeler

kırlarda umarsız koşarken

sıcak ve kirli sular aktı bedenimden

karlara rağmen


taşlar atıldı üzerime

günahsız yerlerime

atılan ilk taş

en iyileşmeyen tarafımda

bak öylece


sen atı vurmayın diye haykıracaksın

yapma

yaralı bir atın anıları vardır sadece

bırak anlatsın hikayesini

ve sonra

izin ver

vursunlar atı.