aynamın ayağını kırdım teleklerinde yangın

çok kötü bir günde gördüm kendimi

gözlerimi karbonmonoksitçe gizleyip

siyah elma siyah portakal siyah mandalina

gibi bir şey yedim


kalbimi hapisten çıkardılar akşamdı

kalbimin hapisten çıkmasına kızgındık

cenin düşülü çıkış yolu ve ne kimse gel diyecekti

ne de bir gök bileti vardı bırakılma tezkeresinde

kalbimi bu gece sen vuracaktın

kalbimin ölmesine kızacaktık


dudağının bardakta bıraktığı alışıldık tat

iki kişinin önemsediği şizofrenik likördü

     boşluğa takılı gözlük ve ardındaki kör

     aciz bir bluesun doğurduğu durağanlıktı

            ya apış aramda duran gospel yaklaşımı...

//ben hiç kiliseye gitmedim ana julia

//içimdeki üvey ben

//ayaklarımı azarlardı çarpık soluduğu için

//ama

//*bir güvercin olsaydım örneğin

//siktirip giderdim*


makheme celbi geldi duvarlara eşyalara

bu evin ortasında ateş yakıldı

bu evin ortasında şiir yazıldı isyan edildi binbir dince

bu evin ortasında urgan ipe asıldı abdest


kadranımda kırmızılara istimal harfleri

bütün sevişmeler kırmızı ve bütün sevişmeler siyasi

bütün saatler sevişme saatiydi

     akrebin beni vurduğu yeri aklında tutacaktın

     istan-bul beyoğlu isanınumrundadeğil caddesi


mana hırsızlığın ve göğüslerinin hep isyankar duruşu

doğruysa / ağzının içi hürriyet gibi yasaktı

korkuma bir iskan vakası ki ağzı olan konuştu

korkum dün gece bir çocuk kaybetti

istimlak edildi aşk kariyerimiz  

değilse / dudakların bir kuş kafesine gardiyandı

coğrafyanda istatistik bilimi aştı had-dini

çizilmemiş haritalarda tüm göç yolları

kavmi cehenneme meyilli bir peygamber değil mi?


rum sokaklardan geçtik beylik laflara meyilsizlik

almış vakti şarap gibi dövüyordu

ölçülebilir karanlık ve ergenlik denilen şey

ayak bil-eklerinde jiletler

ve üç öğün gelen parosomni semptomları

miden hep ama hep biz cesetleri değilse neydi


arkadaş olmamızın anatomisini

bir üçüncünün protagonist genleri ve

seni sevme zorunluluğu olarak açıklıyorum

*bir güvercin intihardan vazgeçer artık*