Fazlasıyla uzun denebilecek bir süredir hayatımızın dört duvar arasında geçmesi, kendimizle baş başa kalarak acı verici sorgulama sürecine girmemiz; bu dönemin en güzel tarafı olmalı. Hayatın yoğunluğunu son ana kadar tadarak içe dönük bir şeyler yapmanın acizlik olduğunu düşünen basit insanların bile bu dönemde bunu yapmaya zorunlu hale gelmesi, bu dönemin az bulunan hoş taraflarından ki sahte hayatlarını artık sadece sosyal medyadan empoze etmek zorunlu kalmaları da ayrı gülünç bir durum.


Diğer insanları anlamlandıramamaktan daha öteye giderek kendi sorgulamamızı sürekli olarak yapmak, bu dönemde elde ettiğimiz en güzel artı yönlerden birisi olmalı ve bu sorgulamaların olması gereken en güzel sonucu da gerçek hayata katabilmek sanırım. Herkesin en başta yapması gereken sorgulamanın, hayatını nasıl geçirdiği sorusuna samimi bir cevap verip vermemesi maalesef ki.


Geleceğe dönük kaygılarla dolu eğitim hayatımızın sonucu olarak bile istemediğimiz bir işi yaparak hayatımızı ilerletmek zorunda kalma ihtimali bile bir hayli korkunç. Ömür boyu çalışarak yaşadığımızı bile hissettirmeyecek bir iş hayatını seçmeme düşüncemiz, çevremiz tarafından fazlasıyla ön yargı özelliği taşıyabiliyor, özellikle düşüncesini hayatın kısalığına bağlı olarak daha anlamlı hale getirmek yerine daha alışılagelmiş dar bir tarafa yönlendiren insanlar. Geleneksel anlayışlara bağlı olmadan bir ev, bir iş ve “hayırlı” bir evlilik için yetiştirdikleri çocuklarının böyle bir hayatı seçmesinin nasıl bir hayal kırıklığı yaşattığını anlayabiliyorum sanırım. Ben bu değildim ve asla da istemedim ve asla da böyle insanlara anlam veremedim. Gerçekten fazlasıyla hızlı geçen bir hayatın çok ama çok büyük bir bölümünü bir insan neden iş hayatına adar ki? Yaptığı işten gerçekten mutluluk duyan insanları ayırarak söylemek istiyorum tabii ki, eğer gerçekten yaptığı işi sadece keşke dememek ve o pişmanlık ile yüz yüze gelmemek için sevdiğini kabullenmek zorunda kalmış insanların haricinde. Baktığımız zaman da çoğu insan böyle değil mi aslında? Bütün gününü yoğun geçirmek istiyor, sürekli bir şeyler ile meşgul olarak kendinden uzaklaşmak istiyor, kariyer yapmak istiyor, düşünmek için zaman harcamak istemiyor çünkü o da biliyor ki bunu yaptığı anda içinden bir şeyler kopacak ve geriye dönüp baktığı, bir hiçten ibaret olmayan yaşamını görecek ve o da kendi yeraltı ile yüz yüze gelecek. Sevdiğimiz mesleği, yapmak istediklerimizi keşfedecek bir yaşama çoğumuz sahip olmasak bile her zaman bir geri dönüş olduğunu düşünüyorum. Daha sonrasında keşke demektense bunu daha erken yapmak daha mantıklı olan seçenek değil mi?


İnsan yoğunluğunun arasında geçirdiğim yirmi yıldan fazla sürede belki de beni insanlardan en çok tiksindiren kısım, çoğu insanın kendini gösterme çabasından ibaret bir yaşamı olmasıydı. Kendisi olmasını zayıflık olarak görüp bunu kabul edecek kadar karakterinden soyutlanmış, kendine bir yer bulabilmek için sayısız maske ile hayatını sürdüren fazlasıyla garip insan.