Emrah Serbes'in son çıkan kitabı Memnun Kalırsın'a geçen hafta almak istediğim başka bir kitap için kitabevine gittiğimde raflar arasında dolaşırken denk geldim. İletişim Yayınları'ndan çıkan kitap 235 sayfa. Kitapta okumaktan keyif alınacak on beş hikaye var. Hikayeler de Şahsi, Çürümüş ve Olağan adıyla üç bölüme ayrılmış. Ustalıkla kurgulanmış hikayeleri okurken Ankara - İstanbul sokakları arasında karakterlerle birlikte kimi zaman kalabalığın kimi zaman karanlığın arasına karışıp dolaşıyor, nev-i şahsına münhasır olaylara şahit oluyorsunuz. Sonunda da karakterlerin hikayelerinin aslında yaşamaya hala devam ettiğini, şehrin içinde bir yerlerde var olduklarını, ya hikayelerine kaldıkları yerden devam ettiklerini ya da haklarında yeni hikayeler yazıldığını hissediyorsunuz. Emrah Serbes'in kaleminin ustalığındaki sırrı da buradan ileri geliyor. Hikayelerin yazılması ve anlatılması bitse de okuduktan sonra okuyucunun zihninde devam eden bir alan oluşturması, o boş alanı okuyucunun kendi tahminleri ile doldurup diğer yandan yazarın kaleminden nasıl çıkacağına dair merakının da devam etmesi üzerine yazar ve okuyucu arasında bir ilişki kuruluyor. Bu sebeple Emrah Serbes'in karakterleri ile onların hikayeleri ile ayrılmaz bir bağ kuruluyor. Memnun Kalırsın'ın hikayelerinde benim en çok ilgimi cezbeden Olağan Hikayeler bölümü oldu. Özünde olağan dışı olan hikayelerde fantastiğin ve bilim kurgunun yansımalarıyla şu an yaşamakta olduğumuz gerçekliğin farklı bir yüzüyle karşılaşılıyor. İstanbul'da olup Marmaray ve metrobüsü kullananlar bu hikayeleri okuduktan sonra etraflarına daha başka bakacaklardır. Şahsen Marmaray'da giderken bir an aklımdan Son İstasyon'a gider miyiz acaba diye geçirmedim değil.
Merak edenlere keyifli okumalar.