Hep bir şiirin ortası gibi başlangıçlarım

Hayal kırıklığın olursam yani

Bil ki baştan çatlaktım

 

Salt bir gerçeklikte öpüşelim seninle

Romantizme kaçmadan ve ardımıza bakmadan

Sonra makinelerle dövüşelim o gece

Çünkü bizi mesafelere onlar alıştırdı

 

Evsiz kapılardan girdiğim oldu çok

İçeride kimseyi bulamadım

İçeriyi bulamadım

İçerim dışarıya kandı aldandım

İçerim dedim ben de

O romantik çiftlerden geriye masada ne kalırsa

 

Topraksız ağaçlar suladığım oldu çok

İlkbaharı bilmedim

Sonbaharı bilmedim

Yaz bana epey uzaktı

Kara kıştan başka görmedim

Ne çiçekler açtı ne tomurcuk doğdu

Gölgesiz kaldım oturdum

Yandım

İçimle bir dışımla bir

Hışımla doğruldum sonra

Baltayı taşa vurdum

Topraksız ağaçlar sevdiğim oldu çok

Fotoğrafımı çekmeyen cevizler

Uğuldamayan kavaklar

Mezarlık çamları gibi sessiz ve cansızdılar

 

Hayatsız insanlar tanıdığım oldu çok

Sevgi almadım

Saygı görmedim

Selam beklemedim

Konuştum bazen cahilledim

Sustum oturma organım terfi etti onlarca

Görgü satabilmek isterdim

İstanbul beyefendilerinden toptan alıp

Belki zararına bile verirdim kendi rahatım için

Anlamadım anlaşılmadım

Pes ettim yürüdüm

 

Penceresiz camlardan baktığım oldu çok

Açamadım

Havasız kaldım çoğu zaman

Silemedim kirlendi manzaram

Sesini duyamadım yaşamın soğudum

Tanrı'ya kızdım sonra

Ölmedik yer bırakmadım

Kefenler eskittim marka marka

Mezarsız ölü oldum

 

Ben

Saçlarımdaki akları saymazsan eğer

Hâlâ çok genç ve diriyim

Gözlerimdeki ölüme aldırış etmezsen

Yaşamayı seviyorum

Evsiz kapıları koymasalar önüme her seferinde

Misafirliğim de iyidir

Topraksız bırakmasalar ağaçlarımı

Gölgelenmeyi dilerdim

Hayatı giyseler üstlerine ve nezaket kuşansalar

Muhabbetim de tatlıdır

Yok düzenleri bozulacaksa benim yüzümden

Mezarımı bana bağışlasınlar.