Yaşlı yerkürenin hayta oğlanı

kambur durma da uzan dizlerime

adamakıllı bak kör noktama

sıkıca, ölümüne, korkmadan 

düşünsene bir, ne de yakışırdı ecel terleri

aramıza ve

çırılçıplak vücuduma

katmerli kinin gibi, saplansa

yorgunluğun ağıma 

sert ellerinle iç diye yudum yudum 

kendimi yordum tesellisiz 

bataklarında sabahladım 

gözlerinin erdiği her dakika

bir açlığa, bir afete bedel oldu

bir met ( yaşadık )

bir karanfil (içtik) 

bir tun (kaçtık)

bir gaflete, bir kıyamete yakın oldu 

gözlerimin erdiği her dakika 







hayta oğlan

öyle bakma da yürü

seni senden çok

var edecek kişiye 

perde kapanmadan

masa dağılmadan

ahengini kaybetmeden

yetiş ki hayata

ağ kopmasın 

aksi takdirde kuvvetle muhtemel

ola ki sen yanarsın 

yalaza tutulur da mum olursun 

zıttın buz olur, dümeni kırar 

çağlar, açık mektupta 

bil ki sen yanarsın 







hayta oğlan

bana yaslan da dinlen

eserekli dağ başında

kırık çemberin içinde

arsız akarsuların arasında

paslarından arın

sen dememiş miydin

şimdi değilse ne zaman diye 

öyleyse haber veriyorum 

Esperanto korkularını çalacak 

yıldırım telgrafı yılbaşına kadar eline ulaşacak

ölü diller mezara girecek ve saltçılık 

söyleşisinde âcizleri yerle bir edecek 

İster misin kıyamet kopsun

kim ister ki huzurlu bir amme vaktinde 

erkli bir patlama yaşamayı, haklısın

bu yüzden bıçak sırtındasın arkadaş 

bu nedenle paslı ve yakın

bu sebepten kara 

bu illetle yasaklısın 




Hayta oğlan

gözlerini yum

tüfeklik şişeler gibi 

yekten yitir kıymeti




Hayta oğlan

düşünme yasaları

kendini gerçekleştirir

sen el çektiğinde




hayta oğlan

nar sever misin