Ruhsal bütünlüğüm neredesin

Niçin neredeyim diyorum kendi içimdeyken?

...

Kendimi dinlemek incitici. Tuhaf bir utanç hissediyorum kendi tarihimi düşünürken, niçin dürüstüm bu kadar kendimi incelerken. Ezbere buluyorum evimi ama benim yerim değil, gibi yadırgıyorum yatağımı; kalkıp çıkabildiğim kadar özgürleşebiliyorum ama nereye? Gittiğim yer de işim değil, mutlu değilim gülerken. Mutluluk hedefiniz olmasın sözünü inceleyip reddediyorum, bu söz bana mutlu doğanların küfrüymüş gibi geliyor mutlu olamayanlara. Her zor şeyden güçlü çıkılması gerektiğini söyleyenleri de reddediyorum çünkü hiçbir şey bilmiyorlar.

Sanki her zor şey bir durumdan ibaret, ki hisleri kimse konuşmuyor. Görünmeyenleri

sadece kanser olmalısınız hasta bulunmanız için ya da azalarınız olmamalı.

Kelimelerim, beni tanıdığınızı varsayıyorum, ki bu denli yaşamamın koşulu yalnız sizsiniz. Kelimelerim beni anladığınızı varsayıyorum. İnsanın sadece içi onu kabul edermiş reddediyorum, hiç oradayken dışarı atılmamışlar. Dışarı atılmışların çoğu da konuşamayacak kadar hassas yerlerde konuşlanmışlar biraz değilse bir yerlerine kırılacaklar; dışarı atılmışlarım birkaçı ancak yazabiliyorlar; onların da hayatları hep varsayım. Bir gün sadece bir gün denedim kendi içimden başka bir yerde olmamayı, sadece kendi ruhumla baş başa kalabilmeyi istedim. Olmuyor.